Roma-Ortaçağ

Çok erken dönemlerden itibaren köpekler savaşlarda da kullanılmışlardır. Örneğin Romalılar köpekleri mesaj iletme ve saldırı amacıyla kullandılar. Kerpeteni andıran dişlere sahip Molossus, saldırı ve savunma amacıyla, üzeri keskin usturalarla kaplı demir boyunluklarla donatılırdı. Bu köpeklerin görüntüsü karşısında düşman genellikle savaşmaktansa kaçmayı tercih ederdi. Mesaj köpeği denilenler en talihsiz hayvanlar idi. Askeri emirler küçük bakır tüpün içine konur ve hayvana yutturulurdu. Gideceği yere vardığında, köpeğin tüpü doğal yollarla çıkarmasını bekleyecek vakit olmazdı. Gönderilen emirleri bir an önce alabilmek için meçhul mesajcının boğazlanması gerekirdi.

Roma İmparatorluğu'nun ilk çöküş yıllarında, barbarların istilasından sonra, köpek terk edildi ve Prehistorik dönemine geri döndü. İstilacıları izleyen aç köpek sürüleri şehirlerde ve kırlarda çok zor durumda kaldılar. Ayrıca yiyecek arayan çeteler onlar için büyük tehlike oluşturuyordu.

Aslında köpek asla kedi kadar zor durumda kalmadı. Ortaçağ'a hakim olan inanç kediyi büyücülükle suçladı ve onun varlığında şeytanın ta kendisini gördü. Gene de köpeğin bu dönemdeki durumu katlanılabilir gibi değildi. "Köpek gibi yaşamak", "köpek kadar yorulmak", "köpek eziyeti", "köpek soyu" ve "köpek gibi ölmek" şeklindeki olumsuz ifadeler muhtemelen bu dönemde yerleşti. Ne var ki, köpeğin Ortaçağ dönemindeki varlığı avlanma sayesinde bir kez daha kurtuldu. Şiddetli açlık döneminde, bahçeden toplanan köklerin yanı sıra tencereye bir şeyler koymak için avlanmaktan başka çare yoktu. İster zengin ister yoksul olsun herkes avlanmaya başladı. Savaşın onlara öğrettiği şekilde ok ve yaylarla, mızraklarla, her türlü kesici aletle, aynı zamanda tuzaklar ve ağlarla silahlandı. Bu kanlı uğraş sırasında insan bir kez daha köpeğin vazgeçilmez yardımına muhtaç oldu. Köpek, o zamanın geniş ormanlarının ve bataklıklarının üstesinden gelebiliyordu. İngiltere'de iyi bir av köpeği bir köle kadar değerli idi.