Atalar
İnsanın kökenlerine dair öne sürülen görüşleri tam olarak kanıtlanmamış ve bu konuda görüş birliği sağlanamamıştır. Bu durum insanın yakın dostu köpeğin kökenleri içinde geçerlidir. 25-30 milyon yıl öncesine uzanan arkeolojik bulgular köpeğin yeyüzündeki varlığını gösteren ilk belirtileri sağlamaktadır. Dolayısıyla, Memeliler Çağı denen dönemde, köpek özelliklerine sahip bir yaratığın ilk insansı maymunlar ile birlikte yaşadığını söyleyebiliyoruz. Milyonlarca yıl süren bir evrimden geçen ve bilimsel adı Cynodesmus olan bu hayvanın -Tomarctus denilen kurt benzeri bir ara aşamadan geçerek- kurt, çakal, tilki, sırtlan ve bütün köpeklerin atası olduğunu biliyoruz (daha doğrusu tahmin ediyoruz).
İnsan tarafından evcilleştirilen ilk köpek kurt idi. Dünyanın pek çok bölgesinde evcilleştirmenin tarihi muhtemelen on üç yüzyıl öncesine uzanır. Idaho'daki Beaverhead Dağları'nda, Avrupa, Asya ve Kolombiya'da, hepsi aynı döneme ait bulgulara rastlanmıştır. İnsan ile köpek arasındaki dostluk tarihte görülen en eski ve en uzun süreli dostluklardan biridir. Hayatın bütün iniş çıkışlarında -barışta ve savaşta, sefalette ve zenginlikte, sanat, avcılık, savunma, spor, arkadaşlık ve bilimsel buluşlarda- köpek daima insana eşlik etmiştir. Yakınlarda bir İngiliz filozofu, köpeğin "insanlığın şerefli bir parçası" olarak anılmayı hak ettiğini belirtmiştir.
Köpeğin orijini, bilmediğimiz ve en son öğrenebileceğimiz konulardan birisidir. Köpeğin kökeni hakkında henüz yeterli kanıt olmadığından, çeşitli teoriler, birbirinden farklı görüşler ileri sürmektedir. Genelde iki teori kabul görmektedir: Bunlardan biri, köpeğin atasının kurt olduğunu savunmakta, diğeri ise sadece kurt (Canis lupus) değil, altın çakal (Canis aureus) ve koyot (Canis latrans) gibi diğer köpekgillerin (Canidae) de köpeğin atası sayılması gerektiğini ileri sürmektedir. Konrad Lorenz'in de kabul ettiği bu ikinci teoriye göre, bazı köpekler kurt, bazıları ise diğer köpekgillerin soyundan gelmektedir.
Lorenz'in görüşlerinin aksine, köpeğin atasının kurt olduğunu iddia eden teori daha çok kabul görmektedir. Belki de bunun en önemli nedeni, insanın, en yakın dostu olan köpeğin, çakal gibi yağmacı ve leş yiyici bir hayvandan köken aldığını kabul edememesidir.
Genetik olarak birbirlerine çok yakın olan bu hayvanların kökenleri üç yöntemle
araştırılabilir:
1 - Genellikle hayvanlar sadece kök aldığı türle çiftleşebilir ve döl verebilir.
O halde, çiftleşme denemeleriyle kökenleri saptanabilir.
2 - Köken aldığı hayvanla ortak davranışları araştırılabilir.
3 - Yapısal özellikleri karşılaştırılabilir.
Çiftleşme Araştırmaları
Biyolojik olarak tür kavramı, doğal çiftleşme çerçevesinde bulunan hayvanları
içine alır. Buna göre, birbirinden farklı iki vahşi tür olan kurt ve çakal,
aynı bölgede yaşamalarına ve aynı ortamda bulunmalarına rağmen, kolay kolay
çiftleşmez ve karışmazlar. Yine bu görüşe göre, doğada kurt-çakal melezi yoktur.
Bütün köpekgillerin birbirleriyle çiftleşebileceği iddiası varsa da, doğal şartlarda
yaşayan evcil köpeklerin sadece kurt ile çiftleştiği saptanmıştır. Çakal ve
köpek türleri arasındaki çiftleşme ise ancak, erkek çakal ile dişi köpek yan
yana ve yalnız olarak (seçebilecekleri bir türdeşi yoksa) konulduğunda meydana
gelmektedir. Bu çiftleşme sonucunda döl verimi oldukça zayıftır.
Bu yönde yapılan bir çalışmada, ev köpeği ırkı olan Poodle (kaniş) hem kurtlar, hem de çakallarla melezlenmiş ve kaniş'in kurtla daha kolay çiftleşip, döl verebildiği gözlenmiştir. Kaniş ve kurtlar arasındaki çiftleşme, doğal ortamda da olmaktadır. Çiftleşme teorisine göre bu bulgular, köpeğin atasının kurt olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir. Ancak, bu araştırmada, denemeye alınan hayvanlar tamamen kurt kökenli köpek ırklarına mensup olmuş olabilir, bu nedenle aynı denemelerin, çakal kökenli olduğu iddia edilen ırklarla da yapılması gereklidir.
Ortak Davranış Özelliklerinin Araştırılması
Kurt ve köpek davranışlarında ortak yönler oldukça fazla olduğu halde, köpek
ve çakal davranışları arasında önemli farklılıklar mevcuttur. Özellikle davranışlardaki
sosyallik bakımından çakallar köpeğe kıyasla oldukça zayıftır.
Çakallar, kesin olarak köpeklerle sosyal ilişki kurmaz. Halbuki doğal şartlarda, değişik cinsiyetten kurt ve kanişler birlikte yaşayabilmektedirler. Çakal erkekleri ile kaniş dişileri ise birbirlerinden çok farklı davranmaktadırlar. Yeni doğan çakal ve kaniş yavruları bir araya getirilebilmekte, ancak bunlar büyüdüklerinde birbirlerinden ayrılmakta ve kurdukları az bir temas da yok olmaktadır.
Kurt ve köpek, kesinlikle sosyal yaşayan hayvanlardır. Kurtlar sürülerinde, aile içinde yaşar ve avlanırlar. Köpekler de eğer imkanları olursa bu tarz bir yaşam sürdürürler. Köpeklerin aile çevresi normal olarak, insanlardan oluşmaktadır. Böylece köpek beraber yaşadığı ailesini sürü olarak algılar. Bunun sonucu olarak da köpekle insan arasında tam bir sosyal organizasyon kurulur. Ancak çakallar, büyük sürüler değil, genellikle küçük sürüler halinde ve hatta sadece eşleriyle birlikte yaşarlar ve eşlerine sadıktırlar. Literatürde, çakalların yedi yıl süreyle tek eşle birlikte yaşayabildikleri bildirilmektedir. Çakal ailelerinde doğan yavrular büyüyüp, kendi kendilerine yetene ve çiftleşme zamanları gelene kadar ailelerinin yanında yaşarlar. Böylece aile grupları oluşmuş olur. Bu gruplarda belirli bir düzen ve hiyerarşi oluşmaktadır. Yavrular büyüdükçe anne ve babanın, yavrularına karşı olan agresyonu (saldırganlığı) artar ve neticede yavrular gruptan ayrılırlar. Böylece, sürü büyümeden dağılmış olur. Çiftleşme zamanlarında, su kaynakları ve leşler etrafında kalabalık gruplar olabilir, ancak bunlar sürü değildirler.
Köpeklerdeki, muhtemelen kurt tarafından aktarılan sürü halinde yaşama içgüdüsü, insanlarla birlikte yaşamak için son derece önemlidir. Köpekler, sosyal yaratıklar olmaları ve aile ortamında yaşamaya eğilim göstermeleriyle kurtlara benzemektedirler. Evcilleşmelerinden bu yana binlerce yıl geçmesine rağmen, köpekte hala kurt davranışlarına rastlanmaktadır. Bunlar, çevre faktöründen etkilenmemiş, tamamen içgüdüsel davranışlardır. Aslında bu davranışları köpekte izlemek son derece hoştur; zira bunlar, dejenere olmamış, zarif davranışlardır.
Davranış teorisine göre bakıldığında, bu sonuçlar, köpek ile kurdun aynı türe ait olduğunu belirtmekte, altın çakalın ise başka bir tür olduğunu göstermektedir.
Yapısal Özelliklerin Karşılaştırılması
Kazılarda bulunan prehistorik evcil köpeklerin kafatası araştırıldığında, bunların
değişik form ve büyüklükte olduğu gözlenmişti. Yapılan çalışmalarda, bulunan
bu kafatasları günümüz modern ev köpeklerininkiyle karşılaştırılmış ve beş değişik
vahşi türden köken alan köpek ırkı olduğu iddia edilmişti. Bu nedenle uzun yıllar,
değişik köpek ırkları, farklı köpek türleri olarak kabul edilmiştir. Ancak bu
görüşler, bugünlerde artık pek rağbet görmemektedir.
Kurt ile köpeğin vücut ölçüleri ve sesleri birbirine benzemektedir. Altın çakallar ise, fiziksel özellikler bakımından köpek ve kurtlardan farklıdır. Bu farklı özellikleri, diş diziliminde, kan parametrelerinde ve bazı organların, özellikle beynin ağırlığında izlemekteyiz.
Tüm evcil hayvanlarda, beyin ağırlığı ile vücut ağırlığı arasında bir oran mevcuttur. Evcil köpeklerin tümünde bu oran, kurtlarınkine çok yakındır. Evcil hayvanlarda, büyük duyu organları olan göz, kulak ve burnun kontrol edildiği beyin alanları küçülmüştür. O halde, köpek beyninin vahşi atasmınkinden daha hafif olması gerekmektedir. Altın çakallar ise vücut ağırlıklarına oranla çok hafif bir beyne sahiptirler. Bu oran ev köpeklerininkinden düşüktür. Bazılarına göre bu durum çakalın köpeğin atası olmadığını göstermektedir; zira köpek beyninin, evcilleşmeyle beraber ağırlaşması mümkün değildir.
Beynin evcilleşmeyle ufalması konusunda şu açıklama kabul görmektedir: Evcilleşen hayvanda, emniyet ve gıda gibi hayatî öneme sahip ihtiyaçlar çok daha kolay temin edilmektedir. Bu nedenle, hayvanın vahşi hayatında gereksinim duyduğu birçok davranışa artık gerek kalmamıştır. Özellikle, duyu organlarını eskisi gibi kullanma zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Beyindeki nöronların yeni ortama uyum sağlamasıyla, bu az kullanılan kısım körelmiştir. Bu teori, özellikle duyu organlarının kontrol edildiği beyin bölgesindeki küçülmenin nedenini gayet iyi açıklamaktadır.
Köpekle çakal arasında benzerliklerden biri göz yapısındadır. Köpek ve çakalın gözbebekleri yuvarlak, kurtların ise ovaldir. Diğer benzerlik, bazı köpeklerde görülen kuyruk ucundaki beyazlıktır. Bu özellik, çakallarda görülebilir ama kurtlarda kesinlikle görülmemektedir. Burada çeşitli olasılıklar söz konusudur. Ya kuyruk ucu beyaz olan köpekler, beyazlıkla ilgili bu geni çakallardan almıştır, ya da bu gen, kurt ve çakalın ortak atalarında mevcuttur, ancak kurtlarda çıkmayıp, köpeklerde çıkmaktadır. Bu genin köpeklerde çıkması şu şekilde açıklanabilir: Bazı genler birden fazla özellik üzerine etkili olabilir. Örneğin; Ankara kedilerindeki sağırlığa neden olan gen, aynı zamanda mavi gözden de sorumludur. insanların, hayvanlarda belirli özellikler elde etmek amacıyla yaptığı melezlemelerde, kuyruk ucundaki beyazlık gibi, arzu edilmeyen özellikler de ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, bazı köpeklerin'kuyruk ucundaki beyazlığın, kurtlarda görülmemiş olması normal karşılanabilir. Yani aynı geni kurtlar da taşıdığı halde, bunun mutlaka ortaya çıkacağına dair bir kural yoktur.
Melezlemelerle, birbirinden tamamen farklı yüzlerce köpek ırkının elde edilmiş olması, köpeğin genetik zenginliğini ortaya koymaktadır, ancak bu kadar çok farklı genin tek bir türden gelemeyeceği düşünülmekte ve köpeğin birden fazla atası olabileceği görüşü de taraftar bulmaktadır. 750 g'lık Minyatür Pinscher ırkı köpekle, 80 kg'lık Saint Bernard arasındaki cüsse farkı, bu zenginliğe bir örnektir. Ancak son yıllarda ortaya atılan bir görüşe göre, köpeğin genetik zenginliğinin nedeni, atalarının farklı olması değil, genlerde oluşan mutasyonların bir sonucudur; mutasyonlar neticesi, genlerdeki değişik kombinasyonlar sayesinde değişik köpek ırkları elde edilebilmektedir. Gözlerin yuvarlak olması veya kuyruk ucunda beyazlığın olabilmesi de bu mutasyonlara bağlı olabilir.
Görüldüğü gibi, köpeğin atası hakkındaki araştırma sonuçları kurdun lehine olsa da, bu tartışmalar pek biteceğe benzemiyor. Acaba bu tartışmalar çok mu gerekli? Zaten kurt, köpek, çakal veya koyotların hepsi genetik olarak birbirine yakınlar. Hepsinin diploit kromozom sayısı aynı (2x39=78). Ayrıca mitokondrial “sitokrom b” genlerinin filogenetik analizleri, bu hayvan türleri arasında yakın akrabalıklar olduğunu gösteriyor. Bu hayvanların mensup olduğu “Canidae” ailesi bundan 50-60 milyon yıl önce diğer karnivorlardan ayrılmıştır. Bugüne gelene kadar hangisi saflığını muhafaza edebilmiştir? Muhtemelen hiçbirisi. O halde, köpekte çakal geni var veya kurt geni var diye tartışmanın anlamı yoktur; zira büyük olasılıkla köpekte bu genlerin hepsi bulunmaktadır.
Kısacası köpek, kurttan da köken alsa, başka karnivorlara ait genler de taşısa,
bugünkü taksonomide (sıralamada) tamamen farklı bir türdür ve yine farklı türlere
mensup olan kurt, çakal ve koyotlarla kuzendir. Bunların hepsi, ortak bir ataya
sahiptir.