Haberler - 04
VAHŞETE İSYAN - 16/Aralık/2002
Perulu askerlerin eğitim kamplarında, sırıklara bağladıkları köpekleri canlı
canlı kestiklerini ve kanlarını içtiklerini gösteren video infial yarattı.
Başkent Lima yakınlarında üslenen Peru Otorongo Komando 125. Bölüğü'nde yapılan eğitimi gösteren filmde, köpekler kafalarından başka hiçbir yerlerini kımıldatamayacak biçimde iki sırık arasına bağlı görülüyorlar. Üstü çıplak komandolar köpekleri büyük bir zevkle öldürüyor ve kalbini çıkararak içindeki kanı içiyorlar. Bu ayinin amacı askerleri kan görüntüsüne alışık, acımasız katiller olarak yetiştirmek. Bu cesaret deneylerinden biri yerli bir kameraman tarafından görüntülendikten sonra uluslararası bir hayvanları koruma derneğine gönderilince olay ortaya çıktı. Dünya Hayvanları Koruma Cemiyeti (WSPA) adlı dernek, bu uygulamanın Güney Amerika ülkelerinde yaygın olduğu ve Peru'lu yetkililerin yasaklandığını açıklamalarına karşın halen devam ettiği endişesini taşıdıklarını açıkladı.
BODRUM'da 'faili meçhul' İTLAF - 06/12/2002
DHA - MUĞLA - Bodrum'da sokaktaki hayvanlar zehirli kıymayla öldürüldü. Beş
yaşındaki Samued cinsi Casper adlı köpeğinin zehirlenerek öldürülmesi üzerine
belediyeye dilekçeyle başvuran ve sorumluların cezalandırılmasını isteyen butik
işletmecisi Nalan Temiz, 'Önceki gün sokağa çıkan Casper diğer köpeklerle oynuyordu.
Beş dakika sonra eve döndü, acı içinde kıvranıyordu. Veterinere götürdük ama
kurtaramadık. Casper'la birlikte iki sahipsiz köpek ve bir kedi de can verdi'
dedi. Belediye yetkilileri ise hiçbir yerde itlaf yapmadıklarını, Nalan Temiz'in
başvurusu üzerine olaydan haberdar olduklarını söyledi.
KÖPEKLERİN ANASI ASENA - 23/Kasım/2002
İsveçli bilim adamlarının açıklamasına göre, bütün köpek cinslerinin atası,
15 bin yıl önce Doğu Asya'da yaşamış olan küçük bir grup dişi kurt. Dünyanın
birçok farklı yerindeki, 500'ün üzerinde köpek cinsinden alınan kıl örneklerinin
analiz edilmesiyle, bütün köpeklerin aynı genetik yapıyı paylaştığı, ancak
Doğu Asyalı köpeklerin daha büyük bir genetik çeşitlilik gösterdiği ortaya
çıktı. Köpek cinslerinin birbirinden bu denli farklı görünmesinin sebebiyse
ortaçağdan sonra özellikle Avrupa'daki melezleştirme modası. Atalarına hâlâ
çok benzeyen köpek cinsleriyse tüysüz Meksika köpeği, vahşi köpek dingo ve
tazı.
BAKANLIK YÜZÜNDEN KÖPEKEVİ AÇILAMADI
- 16/Kasım/2002
Ordu'da 150 milyar harcanarak yapımı tamamlanan Köpek Evi, Çevre Bakanlığı'ndan
cihazlar için ödenek gelmeyince açılmadan kapatıldı. Çevre Bakanlığı'ndan tıbbi
cihazlar için istenen 60 milyarın gelmemesi yüzünden Köpek Evi açılamayınca,
köpekler sokakta kaldı. Çaresiz kalan Ordu Belediyesi, sokaklarda sürüler halinde
dolaşan köpekleri toplayamıyor.
Bakanlığın tutumuna tepki gösteren Ordu Belediye Başkanı Fikret Türkyılmaz, "Bizim
yapacak birşeyimiz yok" diyerek, şöyle konuştu: "Köpekleri toplayıp
ne yapacağız. Köpek Evi'ni açarsak çözüm bulabiliriz. 150 milyar lira para
harcayarak köpek evini tamamladık. Çevre Bakanlığı'na 5 ay önce bir yazı göndererek,
60 milyar liralık tıbbi cihazlar için ödenek talep ettik. Ama şu ana kadar
herhangi bir ödenek tahsis edilmedi".
HAYVANLAR ARTIK DENEYLER İÇİN
ÖLMEYECEK - 07/Kasım/2002
Hayvanseverlerin büyük başarısı. AB ülkelerinde, kozmetik ürünler için hayvanlar
üzerinde deney yapılması yasaklanıyor.
Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi, 2009 yılından itibaren, kozmetik ürünleri
için hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin yasaklanması konusunda uzlaşmaya
vardılar. AB Dönem Başkanı Danimarka, söz konusu laboratuvar deneylerinin yasaklanmasının,
tüketici sağlığına zarar vermemesine özen gösterileceğini belirtti ve kozmetik
firmalarına 2009'a kadar, başka deney yöntemleri geliştirmeleri için zaman
tanındığını duyurdu. Bazı kozmetik ürünleri için, hayvanlar üzerinde deneye,
istisna olarak 2113 yılına kadar izin verileceği belirtildi. AB, aynı karar
kapsamında, hayvanlar üzerinde denenerek imal edilmiş kozmetik ürünlerinin
ithalini de yasaklayacağını, bu amaçla önlemler alacağını bildirdi. Danimarka
Çevre Bakanı Hans Christian Schmidt, bu kararın, hayvan hakları savunucuları
açısından büyük zafer olduğunu söyledi. Belçika'da her yıl, bir milyona yakın
hayvan bilimsel araştırmalar çerçevesinde laboratuvarlarda öldürülüyor. Bu
hayvanlar arasında fare, maymun, köpek, kedi, kuş, domuz, yılan ve atlar da
bulunuyor. Kozmetik üreticilerine getirilecek yasaklamanın, AB genelinde milyonlarca
hayvanın hayatını kurtaracağı ifade ediliyor.
KÖPEK DAVASINDA KARAR: 3yıl
HAPİS - 01/Kasım/2002
Saldırdığı eski futbolcu Mustafa Başkan'ın kalp krizinden ölmesine neden olan "Rotweiller" cinsi
köpeğin sahibi Aydın Mısırlı, 3 yıl 1 ay 15 gün ağır hapis cezasına çarptırdı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin karar gerekçesinde, Mısırlı'nın olay günü
Fatih'te gezdirdiği Alman Rotweiller cinsi köpeğin, Vedat Bahçekapı'nın dükkanına
girmeye çalıştığı belirtildi. Mısırlı'yla bu sırada köpeğe bağırıp tekme atan
Bahçekapı arasında tartışma çıktı. Mısırlı, "Cango" adlı köpeğine
Bahçekapı'ya saldırması için komut verdi.
Yanlış kişiye saldırdı
Ancak dar bir alanda yaşanan itiş - kakış sırasında, köpek Bahçekapı yerine
Mustafa Başkan ve tanık Birol Ertan'a saldırıp ısırdı.
Köpeğin saldırısı sonucunda oluşan stresle Başkan'ın kronik kalp rahatsızlığının
birleştiği ve bu kişinin olay sonrasında öldüğü ifade edilen kararda, olayla
Başkan'ın ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu anlatıldı.
Sanığın, "katil kastıyla olmayan etkili eylemle kendisince önceden bilinmeyen,
ancak maktulde var olan hastalığın birleşmesi sonucunda ölüme sebebiyet vermek" suçunu
işlediğinin anlaşıldığı belirtilen gerekçeli kararda, Mısırlı'ya 3 yıl 1 ay
15 gün ağır hapis cezası verildiği kaydedildi.
KÖPEĞE İNSANCA MUAMELE - 30/Ekim/2002
THY'deki köpek ölümlerinden tedirgin olan bir çift, eğitimli 4 köpeğinin kargo
yerine kabinde uçmasını istedi. THY reddetti. Bu isteği Delta Havayolları
yerine getirdi.
Son zamanlarda THY'de yaşanan köpek ölümleri, hayvan sahiplerini endişelendiriyor.
Buna bir örnek dün yaşandı. Hakan ve Pat Kaynaroğlu, 7 hafta önce; arama-kurtarma
çalışmalarında kullanılan 4 köpeği ile Türkiye'ye gelmişti. Burada, sertifikalı
köpekleriyle birlikte, doğal afetlerde yapılması gereken arama-kurtarma tekniklerini
öğrettiler. Çift daha sonra ABD'ye dönmek için THY'yi aradı.
HER BİRİ ÇOK DEĞERLİ
THY'de köpek ölümleri yaşanmasından tedirgin olan Kaynaroğlu çifti, yetkililere
bir öneride bulundular. "Köpeklerimiz özel eğitimli ve çok değerliler.
Kargo yerine kabinde seyahat etmeleri mümkün mü?" diye sordular. THY yetkilileri
bu öneriyi kabul etmedi. Bunun üzerine karı-koca, diğer uçak şirketlerini aramaya
başladı. Olumlu yanıt Delta Havayolları'ndan geldi.
KÖPEKLER KAFESE KONDU
Çift dün Atatürk Havalimanı'na geldi. Uçağa hostesler eşliğinde bindiler. Kafeslerine
konan köpekleriyle ABD'ye uçtular. Hakan ve Pat Kaynaroğlu yola çıkmadan önce
şunları söyledi: "Cenine, Pesponse, Team ve Dream'e bir şey olmayacağını
kim garanti edebilir. THY izin verseydi onlarla uçardık".
ŞİŞLİ'nin SOKAK KÖPEKLERİ AVRUPA'da
KEYİF ÇATIYOR - 26/Ekim/2002
Onlar, Şişli'nin arka mahallelerinde başıboş dolaşan 25 sokak köpeğiydi. Olsa
olsa zehirli et parçasıyla hayata veda edeceklerdi. Ama öyle olmadı. Bırakın
ölümü, müreffeh birer hayata kavuştular.
Herbirinin Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde konforlu birer evi, onları çok seven
aileleri var artık. Şişli Belediyesi ile Sahipsiz Hayvanları Koruma Derneği
(SHKD)'nin ortaklaşa çabaları sonucu gerçekleşti bütün bunlar.
Mustafa Sarıgül'ün bu konudaki hassasiyetinin yönlendirdiği Şişli Belediyesi
ile Sahipsiz Hayvanları koruma Derneği (SHKD), üç yıl önce oldukça farklı bir
projeye imza attı. Önceleri sokaklardan toplanan sahipsiz hayvanlar, aşılanarak
ve kısırlaştırılarak ya tekrar sokağa bırakılıyor ya da bir kampa götürülüyordu.
SHKD, Göktürk Köyü'nde sahipsiz hayvanlar için bir hayvan koruma barınağı kurdu.
Buraya getirilen hayvanlar Şişli Belediyesi'nin ilçe sınırlarında kurduğu Hayvan
Rehabilitasyon ve Tedavi Merkezi'nde bakım ve tedavi gördükten sonra rehabilite
edilmeye başlandı. Ama derneğin asıl amacı bu hayvanları sıcak bir yuvaya kavuşturmaktı.
Tuana Birol'un öncülük ettiği dernek, bu amaçla bir kampanya başlattı. Kampanyanın
ilk günlerinde çok sayıda hayvansever, köpeklere sahip çıkarak evlerinde onlar
için yer açtı. Ama bir müddet sonra kampanya hızını kesti. Hatta bazı uyanık
vatandaşlar bakamadığı hayvanlarını dernek barınağının kapısına terketmeye
başladı.
GEREKİRSE AİLE DEĞİŞİYOR
İşte bu dönemde dernek uluslararası hayvansever dernekleriyle temas kurdu.
Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki derneklerle yaptıkları yazışmalar sonucu İstanbul'daki
sahipsiz hayvanlara talipler çıkmaya başladı. Bunun üzerine yeni bir proje
yapıldı. Bakımdan geçmiş, kimlik kartı çıkarılmış sahipsiz hayvanların fotoğrafları
ve hikayeleri yurtdışına gönderildi. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde hayvan
sahibi olmak isteyenler bu dosyaları inceleyerek talepte bulundular. İstenilen
hayvan, özel kargoyla yurtdışında irtibat kurulan hayvansever kuruluşlarına
gönderildi. Bu kuruluşlar da hayvanı talep eden aile ile görüşerek köpeği teslim
etti. Tabi iş bununla da bitmiyor. Köpeği alan kişi ya da aile, aradaki hayvansever
kuruluş tarafından haftada bir ziyaret ediliyor, gelişmelerden ve sorunlardan
haberdar oluyor. Gerekirse aile değişikliğine bile gidiliyor. Yeni aileyle
birlikte çekilen fotoğraflar, hayvandaki gelişmelere ilişkin bilgiler Şişli
Belediyesi ile SHKO'ye iletiliyor. Bu çalışma sonucu bugüne kadar 25 köpek
Avrupa'da sıcak bir yuvaya kavuştu.
Gültepeli Eddie artık Londralı bir asilzade
Eddie, Gültepe'de bir arabanın altından çıkarılıp hastaneye getirildiğinde
ölmek üzereymiş. Birkaç ameliyattan sonra da tamamen iyileşmiş. Şimdi Londra'da
yaşıyor. Başlangıçta uyum sorunu çekmiş. Yemeklerini saklıyor, kimseyi yanına
yaklaştırmıyormuş. Bu durum 3.5 ay sürmüş. Artık bu sorunlar yok, üstelik artık
bir sevgilisi bile var.
Kuştepe'de açlıktan bayılırken bulundu İsviçre dağlarında bir arkadaşı
oldu
Bir kangal kırması olan Benny bulunduğunda açlıktan bayılmak üzereydi. Kuştepe'nin
arka sokaklarında bir kaldırımın üstüne uzanmış yatıyordu. Belediye ekipleri
yiyecek içecek verdiler ama sadece su içebildi. Şişli Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon
ve Tedavi Merkezi'ne getirildiğinde zehirlendiği anlaşıldı. Altı gün hastanede
kaldı ve hayvan barınağına götürüldü. Üstüne gelinmezse sesini çıkarmayan uysal
bir köpekti. Dosyası Almanya'ya gönderildiğinde hemen bir talip çıktı. Benny
uçakla Münih yakınlarında bir çiftlikte yaşayan aileye gönderildi. Dört ay
sonra 12 Temmuz 2002'de aile reisinden SHKD yöneticisi Doruk Mehmetoğlu'na
bir mektup geldi. Aile reisi Hans-Ulrich Zickert, 14 ve 16 yaşında iki kızı
ve sevgilisiyle birlikte yaşadığını, Benny geldikten sonra hayatlarının renklendiğini
anlatıyordu. Benny'nin adını aile kararıyla Kalif olarak değiştirmişlerdi.
14 yıl önce 14 yaşında ölen bir köpekleri vardı. ‘‘Kalif hiç yalnız kalmıyor.
Sabahları önce çiftlikte birlikte yürüyüşe çıkıyoruz. Sonra bütün aileyle birlikte
kahvaltı yapıyoruz. Kızlar okula gidene kadar onunla oynuyor. Ofisim evde olduğundan
günün kalan saatlerini birlikte geçiriyoruz. Geçtiğimiz hafta Kalif'i karavanıma
bindirdim ve soluğu 80 yaşındaki teyzemin doğum günü için İsviçre Alpleri'nde
aldık. Kalif orada kendine yeni bir arkadaş buldu. Teyzemin köpeği Tosca ile
bir hafta boyunca hoplayıp zıpladılar. Tabii ayrılmaları zor oldu. Uzun süre
veda merasimlerini bekledik. Şimdi Münih'teyiz ve bize Kalif gibi mükemmel
bir dost kazandırdığınız için size binlerce teşşekür ediyoruz.''
Okmeydanı çöplüğünden Okyanus kıyısındaki yazlığa
Hendrick, 2001 kışında Okmeydanı'nda bulunduğunda İstanbul karla kaplıydı.
Belediyenin temizlik işçileri büyük bir çöp tenekesinin içinde yarı donmuş
bir vaziyette buldular onu. Bir ev köpeği olduğu, sokaklardan ürktüğü her halinden
belliydi. Tedavisi yapıldıktan sonra Hollanda'ya gönderildi. Okyanus kıyısında
bir evde yaşıyor. Anne ve baba Hollanda'nın ünlü doktorları. Küçük kızları
başta Hendrick'i kıskanmış. Şimdi bütün yaz birlikte denize giriyor ve kumsalda
koşuşturuyorlar.
Çapkın'ın Hollanda'da psikiyatristi bile var
Çapkın, trafik canavarının kurbanı olarak bir hayvansever tarafından hastaneye
getirildiğinde bir ayağını kaybetmişti. 20 gün kaldığı hastaneden üç ayaklı
çıktı. Dernek gönüllüleri, sakat bir köpeğe yeni bir yuva bulmanın imkansız
olduğunu düşünüyordu ama yine de bir dosya hazırlayıp Hollanda'ya gönderdiler.
İki gün sonra cevap geldi: Kız arkadaşıyla birlikte yaşayan genç bir adam Çapkın'ı
almak istiyordu. Yeni evine gittiğinde leopar desenli yatağı, oyuncakları,
kemikleri, topları onu bekliyormuş. Bir hayvan psikiyatristinin yardımıyla
iki ay içinde üç ayakla yürümeyi öğrenmiş. Şimdi bütün ihtiyaçlarını kendi
görebiliyormuş.
Dalmaçyalı Spottie gündüzleri yuvada
Spottie bir dalmaçyalı. Fulya sokaklarında temiz pak bir şekilde dolaşırken
bulunuyor. Belki bir ailesi vardır diye altı ay bekledikten sonra Hamburg'lu
bir çiftin yanına veriliyor. Gündüzleri kreşte kalıyor, her akşam saat altıda
ailesi gelip onu alıyor. Bulunduğunda 3-4 aylıkmış. Şimdi iki yaşında kocaman
delikanlı. Kaldığı kreşte kendine bir arkadaş edinmiş. Yeni ailesi bir dalmaçyalı
gelin seçmesini istiyormuş ama o gönlünü bir labradora kaptırmış.
KÖPEK ISIRIĞINA 218 milyon CEZA
- 25/Ekim/2002
Antalya'da köpeği komşusunu ısıran kadına, "dikkatsizlik ve tedbirsizlik
sonucu yaralanmaya sebebiyet" suçundan 218 milyon lira para cezası verildi.
Örnekköy'de oturan Rus uyruklu Talina Termikova, markete giderken köpeğini
site içinda başıboş bıraktı. "Danua" cinsi köpek, Termikova'nın komşusu
Necla Demirkaya'yı ısırdı. Bacağından yaralanan kadın, karakola giderek köpeğin
sahibinden şikâyetçi oldu. Termikova, çıkarıldığı mahkemede "dikkatsizlik
ve tedbirsizlik sonucu yaralanmaya sebebiyet vermek" suçundan 218 milyon
lira para cezasına çarptırıldı. Termikova, "Köpeğim onu beğenmediği için
ısırdı" dedi.
KÖPEKLER YARIŞTI - 14/Ekim/2002
İzmir'de Pet & Flora Evcil Hayvan, Ev ve Bahçe Bitkileri Fuarı kapsamında
düzenlenen "Ege'nin En Güzel Köpeği Yarışması"na katılan 46 köpek
en güzel olabilmek için yarıştı. Bono Cibo Kedi Köpek Mamaları sponsorluğunda
düzenlenen yarışmaya, 30 cinsten toplam 46 köpek katıldı. Katılımcı köpek sahiplerinin
oy kullanarak jüri üyeliği yaptığı yarışmada, en gösterişli, en afacan, en
canayakın, en sevimli ve en çok sahibine benzeyen köpeklerin birincileri seçildi.
Sahipleriyle birlikte yarışma alanında geçiş yaparak kendilerini beğendirmeye
çalışan köpeklerden, Buse Yeşil'in köpeği Kuki, en çok sahibine benzeyen köpek
seçilirken, Levent Tanık'ın köpeği Muyo en gösterişli köpek, Suzan Ak'ın köpeği
Kaymak en afacan köpek, Ali Caneri'nin köpeği Akira en cana yakın köpek ve
Gülbahar Çevik'in köpeği Lady en sevimli köpek seçildi. Çoban Köpekleri Derneği'nden
gelen köpekseverler ise yaklaşık 80-100 kilo ağırlığı arasındaki Kangal cinsi
köpekleriyle ayrıca geçiş yaptı. Dereceye giren köpek sahiplerine ödül olarak
köpek maması verildi.
ÇOMARLAR
AB'de MUTLU - 13/Ekim/2002
Antalya'da sokak köpeklerini sahiplendirmek için uluslararası çalışma başlatan
Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç, amacına ulaştı.
Antalya'da başıboş halde bulunup aşıları yaptırıldıktan sonra sahip bulmaları
için "Köpekevi"ne konulan köpeklerin 20'si, internet aracılığıyla
Avrupa ülkelerine yerleştirildi. Köpeklere yuva bulan Alman "kardeş dernek" Tierschutzverein
Schorndokrf hayvan derneğinin davetlisi olarak Stuttgart'a giden Sevda Kıraç, "AB'li
olan bizim Çomarların keyfi yerinde" dedi.
TÜRKİYE'nin İLK HAYVAN MEZARLIĞI
- 09/Ekim/2002
"İstanbul Pet Cemetery" (İstanbul Evcil Hayvan Mezarlığı) ortağı Emlak
Pazarlama İnşaat Şirketi sahibi Hayri Ekinci, mermer satış ve imalat işiyle uğraşan
Ali Uyar ile birlikte aldıkları araziyi mezarlık olarak düzenlediklerini söyledi.
Yaşlanmış, ölmek üzere olan bir köpeği olan arkadaşıyla, köpeğin öldükten sonra
ne olacağını konuşurken bu fikrin kendisinde oluştuğunu anlatan Ekinci, "Bu
fikri çevreme açtığımda olumlu tepkiler almadım. Gülerek karşıladılar, dalga
geçtiler. Neredeyse gizli olarak bu aşamaya geldim" dedi.
Böyle bir girişimin ilk kez yapılması nedeniyle önceleri çekindiğini ifade
eden Ekinci, şöyle konuştu: "Türkiye'de böyle bir şey yok. Olmayan birşeyin
de uçuk olmasına rağmen tutacağını düşündüm. Mama, kuaför, veteriner, giysi
ve benzeri ihtiyaçları için bir taraftan milyarlarca dolar harcanan, insanlara
hayatlarında eşlik eden, birşeyler paylaşılan evcil hayvanlar, öldükten sonra
çöpe atılıyor. Böyle mantık olmaz. İnsan bu kadar vefasız olamaz."
Karar verdikten sonra yer arayışına girdiğini ve İstanbul'a 40, Şile'ye 11
kilometre uzaklıkta Ahmetli Köyü'nde Eski Şile-İstanbul Yolu'na cepheli 2.5
dönüm araziyi aldığını belirten Ekinci, konuyu açtığı arkadaşı Ali Uyar'ın
da kendisine ortak olduğunu söyledi.
Daha sonra kadastrocularla araziyi 1x1 metre olarak bin 100 parsele ayırdıklarını
kaydeden Ekinci, "Bir metrekare olduğu için hisseli satış yapamıyoruz.
Bu nedenle parseller istek sahiplerine 10 yıllığına kiralanacak. Parsel sahibi
bu süre içinde mezar yerine birden fazla evcil hayvanı da gömebilir. 10 yıl
sonunda ise kira süresi ya uzatılacak ya da sona erecek" dedi.
EVDEN AMBULANSLA ALINIYOR
Bir parselin 10 yıllık kirasını 500 dolar olarak belirlediklerini anlatan Ekinci, "Ambulans
hizmetiyle evcil hayvan evden alınıp, plastik torbaya konulduktan sonra mezarlığa
getirilerek, veterinerin belirlediği usulle gömülecek. Mezarlıkta 24 saat de
bekçi duracak. Hayvanının mezarını düzenlemek isteyenlere de ayrıca hizmet
verilecek" diye konuştu.
Ekinci, ambulans hizmetini 50 milyon lira, gömülme hizmetini ise 40 milyon
lira olarak belirlediklerini bildirdi.
Hayvan mezarlığının sıhhi birşey olduğunu, çevreye zararı bulunmadığını söyleyen
Ekinci, gömülme işleminin veteriner kontrolündeyapılacağını, fermuarlı plastik
torba ve sönmemiş kireç kullanılacağını bildirdi.
Ekinci, kendilerine "istanbulpetcemetery.com" internet sitesi aracılığıyla
ulaşabileceğini söyledi.
ŞİLE BELEDİYE BAŞKANI ÇAYIROĞLU
Şile Belediye Başkanı İhsan Çayıroğlu da, böyle bir girişime olumlu baktıklarını,
ancak kendilerine henüz bir resmi başvuru gelmediğini ifade ederek, "Gelişmiş
toplumlarda varsa bizde de olabilir. Sonuçta sıhhi bir olay. İnsanlar sevdikleri
canlıların kaybından sonra ne yapacaklarını bilemiyorlar" diye konuştu.
BİR "uygulama" ÖRNEĞİ
- 09/Ekim/2002
Avrupa Birliği'nin "Uygulamaları görelim" dediği Türkiye'de, bir
kaymakam aleyhine haber yapan gazeteci Sinan Kara'nın hayatı karardı. Haber
konusu Datça Kaymakamı Savaş Tuncer, 15 günde bir çıkan Datça Haber Gazetesi'nin
sahibi ve Doğan Haber Ajansı'nın Datça muhabiri Kara'nın geçmişte yaptığı idari
hataları kullanarak dava yağdırdı.
Kaymakam'ı rahatsız eden haberleri henüz yalanlanmayan Kara'nın aleyhine 17
dava açılırken, bu davaların Kara aleyhine sonuçlanması durumunda verilecek
ceza bir trilyon lirayı aşacak. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Kara için
kampanya başlatırken, Genel Başkan İsmet Demirdöğen, Datça Kaymakamı Savaş
Tuncer'in iletişim özgürlüğüne ve haber alma hakkına ağır darbe vurduğu gerekçesiyle
görevden alınması gerektiğini söyledi.
Demirdöğen, kaymakam, polis ve yargı mensuplarının idari mevzuatı kullanarak
açık bulmaya çalıştığını belirterek Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e, gazeteci
kökenli Başbakan ile bakanlarla ve "geleceği yönetme" iddiasındaki
siyasetçilere "bu oyuna daha fazla seyirci kalmamaları" çağrısında
bulundu. Demirdöğen, bu konuda Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'nun (FIJ)
bilgilendirildiğini ve bir kampanya açılması için çağrı yapıldığını söyledi.
"Namusumla işimi yapıyorum"
Gazeteci Sinan Kara da namuslu ve ilkeli bir şekilde işini yapmakta olduğunu,
bütün engellemelere karşın gazeteciliği sürdüreceğini söyledi. Kara, Datça
Kaymakamı Tuncer'in yoksullara yardım fonundan yerel devlet erkanına yemek
verdiğini, kaymakamın sağlık kurulundan karar çıkararak köpeklerin denize girmesini
yasaklattırdığını haber yapmıştı.
DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ
- 04/Ekim/2002
Kim insan
Kim hayvan
Karışıyor yazgısı
Kim vurduya gidiyor yaşam
Nova,
THY UÇAĞINDA ÖLDÜ - 04/Ekim/2002
"Nova" adlı köpek Paris'ten İstanbul'a gelen THY uçağının kargosunda
öldü. Köpeğin sahibi olan Hakan Toppeker, havalimanında sinir krizi geçirdi.
THY yetkilileri ise "Bizim kusurumuz yok" dedi
Paris'ten İstanbul'a gelirken bindiği uçağın kargo bölümündeki köpeğinin öldüğünü
öğrenen Hakan Toppeker, Atatürk Havalimanı'nda sinir krizi geçirdi. THY Tanıtma
ve Halkla İlişkiler Başkanı Faik Akın "Köpeğin ölümünde bizden kaynaklanan
bir hata yok" dedi.
Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde önceki gece pasaport ve bagaj işlemlerini
tamamladıktan sonra "Nova" adlı köpeğinin uçaktan getirilişini bekleyen
Hakan Toppeker, kafeste köpeğinin cansız bedeni ile karşılaştı. Bir anda çılgına
dönen Toppeker, THY yetkililerinden tatmin edici bir yanıt alamayınca bagaj
arabasıyla Kayıp Eşya Ofisi'nin camlarını kırdı, gazetecilerle tartıştı.
"Nişanlıma ne derim"
Gözyaşlarına boğulan Toppeker, "Dava açacağım. THY'de bu tür olaylar geçmişte
de yaşandı. "Nova, nişanlım Dahmane Isma'nın hediyesi. Dahmane'yle ayrı
uçaklarla geldik. Köpeğin öldüğünü bilmiyor, nasıl söyleyeceğim? Yurtdışına
çıkacağımız için köpeği veterinere götürüp sağlık raporu almıştık" diye
konuştu.
THY Tanıtma ve Halkla İlişkiler Başkanı Faik Akın ise, yapılan kontroller sonrası
şirketin, köpeğin ölümüyle ilgili hiçbir kusurunun olmadığının belirlendiğini
söyledi. Köpeğin Paris'te yolcu beraberinde teslim alındığını ve usulüne uygun
olarak kutulanarak canlı hayvan taşınan ön kargo bölümüne yerleştirildiğini
anlatan Akın, "Uçak indiğinde köpeğin ölmüş olduğu görüldü. Aynı gece
THY Ana Bakım Merkezi'nde uçağın havalandırma ve ısı sistemi, bilgisayar kayıtlarından
yeniden kontrol edilirken, her şeyin normal olduğu gözlendi. Bununla yetinmeyip
sabah uçağın havalandırma ve ısı sistemi test edildi. Bu kontroller de normal
çıktı" dedi.
"Buldog hassastır"
Veterinerlerin Fransız buldoğu cinsi köpeklerin çok hassas olduğu için sadece
kargoda değil, uçağın içinde dahi taşınmasının sakıncalı olduğunu söylediklerine
dikkat çeken Akın, şöyle konuştu: "Hayvanın kutusunda kustuğu rapor edilmiş.
Bu kusmuğun dahi köpeğin nefes borusunu tıkayıp ölüme sebebiyet verebileceği
söylendi. Köpeğin birkaç gün önce halsizlik nedeniyle veterinere götürüldüğünü
öğrendik."
KEDİYE "Köpek
süt anne" - 02/Ekim/2002
Aliağa Yalı Mahallesi'nden Nevin Uygur'un üç hafta önce sahilde bulduğu kedi
yavrusunun en iyi dostu, yine aynı sahilde buldukları köpek. Kediye Ceylan,
köpeğe Babüş adını koyan Uygur ailesi, Babüş'ün saldırmak bir yana, kedi yavrusunu
günde üç dört kez emzirdiğini anlatıyor.
KÖPEK CENNETİ AÇILIYOR - 01/Ekim/2002
Abd'nin Richmond kentinde sokak kedileri ve köpekleri için lüks bir bir barınak
açılıyor. Avrupa stilinde döşenmiş mermer küvetli barınakta kalan kedi ve
köpekler için klasik müzik yayını yapılan ferah odalar hatta kuaför salonu
var. Havalandırma sistemi aracılığıyla kokuları odalara yayılan gevşetici
aromaterapi yağları da cabası!
7 milyon dolara mal olan "barınak", 10 Ekim günü Hayvanları Zulümden
Koruma Derneği tarafından açılacak.
150 köpek ve 150 kedi kapasiteli tesis aracılığıyla yılda 6 bin hayvanın evlat
edindirilmesi hedefleniyor. Nihai amaç altı yılda bölgede evsiz hayvan kalmaması.
Tesiste her ayrıntının düşünülmesi de burayı hayvanların demir kafeslerde tutulduğu
kötü kokulu "alışılmış" hayvan barınaklarından daha çekici hale getirmek.
VOTKALI
KÖFTEYLE HAYVAN AVI - 28/Eylül/2002
Antalya'da Tatil köylerini istila eden kedi ve köpekler sarhoş edilip yakalanıyor.
Votkaya batırılmış köfte verilen hayvanlar kendinden geçince tek tek toplanıp
civardaki yerleşim birimlerine bırakılıyor.
Antalya'da turistik tesisleri ilaçlama yaparak haşarelerden koruyan Basis firması
yöneticisi Hasan Atlı, yerleşim birimlerine yakın otel ve tatil köylerinin
evcil hayvanlar tarafından adeta istila edildiğini ifade etti. Turistlerin
rahatsız olduğunu belirten Atlı, şunları söyledi: "Önceleri bayıltıcı
iğneler kullanıyorduk. Bu yöntem turistlerin tepkisini çekti. Sonra kafesler
yaptık. Kafesin içine ciğer asıyor hayvanın içeri girmesini bekliyor, sonra
yakalıyorduk. Bu da tepki gördü. Başka bir yöntem arayışına girdik. Şimdi hayvanları
sarhoş ederek yakalıyoruz. Bu amaçla da kokusu olmadığı için vokta kullanıyoruz.
Votkaya batırdığımız köfteyi önüne atıyor, hayvan sarhoş olup sallanmaya başlayınca
da yakalayıp en yakın yerleşim birimine bırakıyoruz. Aksi halde tırmalıyor,
yakalamak mümkün olmuyor."
Geri dönerler
Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Sevda Kıraç, hayvanları sarhoş
etmenin pek de "insani" bir yöntem olmadığını ileri sürdü. Başıboş
kalan hayvanların turistik tesisler için sorun haline geldiğini kabul eden
Kıraç, "Köpek sahibine, kedi evine bağlıdır. Bunları yerleşim birimlerine
gelişigüzel bırakmak da çözüm değil. Onlar tekrar otele dönerler. En doğrusu,
kısırlaştırıp barınma evinde tutmak" dedi.
İNSAN KÖPEĞE TEKME ATARSA -
28/Eylül/2002
Köpeğe tekme atan Malezyalı işadamı, samuray kılıcıyla kovalanınca ölüme atladı.
31 yaşındaki işadamı Rıdvan Mat Recep, başkentteki bir otelde yapılan iş toplantısından
canı sıkkın halde çıktı ve o sırada önüne fırlayan köpeğe tekme attı. Ancak
köpek otel sahibinindi ve otelcinin karısı çığlığı bastı. Eşinin sesini duyan
otelci duvardaki samuray kılıcını kaptığı gibi yardıma koştu. Karşısında eli
palalı adamı görünce paniğe kapılan genç işadamı, dördüncü kattan atladı. Ağır
yaralı olarak hastaneye kaldırılan işadamı kurtarılamadı. Polis otelciyi arıyor.
MAYINLARIN YERİNİ ARILAR BULACAK
- 27/Eylül/2002
Montana Üniversitesi'nde yapılan çalışmalar, bal arılarının eğitilerek kara
mayınlarının yerini tespit etmede kullanılabileceğini gösteriyor. Bilim adamları
arıların koku alma duyusunun köpeklerden daha gelişmiş olduğunu belirtiyor.
CBS'nin web sitesindeki habere göre, uzun süredir bu alanda çalışan araştırmacılar,
bal arılarının eğitilmesi kolay, çalışkan ve bomba arayıcı köpeklerden daha
yetenekli olduğunu ifade ediyor. Bazı durumlarda köpeklerin alamadığı kokuları
tespit ettikleri belirtilen arıların, dünyadaki 110 milyona yakın kara mayınının
temizlenmesinde kullanılması planlanıyor.
Montana Üniversitesi'ndeki eğitim alanlarında kara mayınlarını bulma denemeleri
yapan arıların mükemmele yakın sonuçlara ulaştığı, ancak henüz gerçek bir mayın
tarlasında denenmedikleri belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler'in rakamlarına göre dünyanın dört bir yanından bulunan
110 milyon kara mayını yüzünden, her yıl yaklaşık 26 kişi ölüyor.
KÖPEĞİNİZ
ARTIK SİZİNLE 200 KELİME KONUŞABİLECEK - 27/Eylül/2002
Japon oyuncak üreticisi Takara, havlamaları tercüme ederek, köpeklerin sahiplerine
200 farklı isteğini anlatabilmesini sağlayan bir tercüme cihazı geliştirdi.
Geçen ağustos ayında Japonya'da 12 bin 800 yenden satışa çıkan Bow-lingual
adlı cihaz için 5 yıl boyunca çalışıldı ve 40 milyon dolar harcandı.
Japon oyuncak üreticisi Takara ile Japon Acoustic Lab's, köpeklerin havlamalarını
tercüme edebilen bir cihaz geliştirdi. "Bow-lingual" adlı cihaz,
köpeklerin havlayarak ifade ettiği 200 farklı eylemi tercüme edebiliyor.
Geçtiğimiz ağustos ayında Japonya'da 12 bin 800 Japon Yeni fiyatla (104 dolar)
satışa sunulan "Bow-lingual" için Takara ile Japon Acoustic Lab's
yaklaşık 5 yıl çalıştı. Çalışmalar sırasında, 100 köpeğin 2 bin farklı havlaması
analiz edildi. Köpeklerin, açlık, tuvalet ihtiyacı, can sıkıntısı, kızgınlık,
mutluluk, sevgi, nefret, korku ve acı gibi duygu ve etkenler karşısında nasıl
ve hangi ses yüksekliği ile havladıkları özel bir bilgisayar yazılımı ile incelendi.
Yaklaşık 40 milyon dolarlık bir harcama ve 30 kişilik bir ekip tarafından yapılan
çalışmalar sonucu, dijital ortamda 200 kelimelik bir köpek havlaması sözlüğü
yaratıldı.
Bow-lingual, iki parçadan oluşuyor. Bu parçalardan üzerinde küçük bir mikrofon
ve radyo sinyali göndericisi bulunan parça köpeğin boynuna asılıyor.
NASIL ÇALIŞIYOR?
Diğer parça ise, üzerinde küçük bir sıvı kristal ekran bulunan el cihazı şeklinde.
Bu cihazın 16 megabaytlık hafızasında, köpeğin boynundan gelen havlama sesini
analiz eden özel bir yazılım çalışıyor. Bu yazılım, köpeğin havlamasını, 5
yıl süren çalışma sonucu oluşturulan örnek seslerle karşılaştırarak, köpeğin
ne anlatmak istediğini tercüme ediyor. Bu tercüme, el cihazının ekranında küçük
bir logo ve yazı ile köpeğin sahibine iletiliyor.
Takara uzmanları, Bow-lingual'in köpek havlamalarını tercüme ederken, sadece
yüzde 5'lik bir yanılma payına sahip olduğunu savunuyorlar.
Bow-lingual'ın sadece ev köpeklerinde değil, polis, itfaiye ve arama kurtarma
ekiplerinin yetiştirdiği özel köpeklerde de kullanılabileceği belirtiliyor.
BEBEKLERDE DENENDİ
Takara yetkilileri, Bow-lingual sisteminin insanlarda ve diğer hayvanlarda
uygulanamayacağını savunuyorlar. Bow-lingual'i özellikle bebekler için de geliştirmeyi
denediklerini kaydeden Takara uzmanları, insanların, farklı durumlara köpekler
kadar standart tepkiler vermemesi nedeniyle, sonuç alamadıklarını belirtiyorlar.
BELÇİKA'da KÖPEĞE SABIKA KAYDI
- 18/Eylül/2002
Köpek ve insanların, kentlerde iç içe yaşaması nedeniyle oluşan problemlere
çözüm arayan ülkelerden biri de Belçika. Belçika Sağlık Bakanlığı "artan
saldırı vakaları" nedeniyle, vatandaşlardan çevrelerindeki saldırgan köpekleri
ihbar etmelerini istedi. Bu konuda bir "veri bankası" oluşturacak
polis birimleri, sabıkalı köpeklerin sahiplerine çeşitli mecburiyetler getirecekler.
Bu mecburiyetler arasında köpeği sürekli bağlı tutmak, kafeste yaşatmak, kamuya
açık yerlere götürmemek, 'sakinleştirici' tedaviden geçirmek var. Yerel polise,
gereğinde, köpekleri iğneyle öldürme yetkisi de veriliyor.
Nüfusu 10 milyon olan Belçika'da, tamamı sahipli 1.5 milyondan fazla köpek
bulunuyor. Terk edilen hayvanlarsa hayvanları koruma derneklerince barındırılıyor
veya iğneyle öldürülüyor.
HAYVANLAR
SAHİPSİZ - 18/Eylül/2002
Çapa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Tenis Eskrim
Dağcılık Kulubü (TED) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin Tınaz, köpeğini öldüren
komşusu Ömer Çolak'a bin dolarlık (yaklaşık 1.7 milyar lira) dava açtı.
Tınaz ailesi, birçok İstanbullu gibi, hiç olmazsa hafta sonları doğayla iç
içe yaşamak için Beykoz'un Dereseki mevkiinde İshaklı Köyü'ne yerleşti. Burası
aynı zamanda Prof. Dr. Tınaz'ın çocukluğunun geçtiği yerdi.
Köy yerinde kendilerine yoldaşlık yapacak bir köpek almaya karar verdiler.
Çok geçmeden tam aradıkları gibi bir köpek buldular. Bir pet shop'tan aldıkları
Sibirya kurdu türü köpeğe "Tommy" adını verdiler.
Bu dava sembolik
Tommy kısa sürede hem ailenin hem de köylülerin gözbebeği oldu. Tınaz, Tommy
ve iki oğlunu yanına alarak, ava gidiyordu. Komşu köylüler bile onu tanıyordu.
Ancak geçen hafta yaşanan bir olay Tommy'nin sonu oldu. Prof. Dr. Tınaz, o
günü şöyle anlattı: "Yurtdışına gidecektim. Sabah erken saatte tam zinciri
takacakken, köpek fırladı. Birkaç ev ötedeki komşumuz Ömer Çolak'ın bahçesine
yöneldi. Çolak, köpeğin kümesine saldıracağını düşünerek, tüfeğini köpeğe doğrulttu
ve onu öldürdü. Ben yanına gittiğimde Tommy ölmüştü. Köpek bir zarar verseydi,
tazmin ederdik. Öldürmesi gerekmezdi. Zaten orası avcı bir köy. Herkesin köpeği
var."
Eşi Pınar Tınaz'ın artık köydeki eve gidemediğini söyleyen Prof. Dr. Tınaz, "Oğlum
da çok korktu. Böyle suçlarda verilen bir ceza yok. Bunun için bin dolarlık
tazminat davası açtık. Bu sembolik bir dava. Ayrıca ceza davası için de şikayetçi
olacağız. Hayvanları koruyan yasanın çıkarılması gerek" dedi.
"Ani bir refleksti"
Jandarma tarafından gözaltına alınan Ömer Çolak ise "ruhsatsız silah bulundurmak
ve hayvana kötü muamele" suçundan Beykoz Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık
tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Çolak ifadesinde "pişman
olduğunu" söyledi. Köpeğin komşusuna ait olduğunu bilmediğini belirten
Çolak, ani bir refleks olarak, böyle davrandığını ve çok üzüldüğünü belirtti.
Öfkelenen, hayvan öldürüyor
"Havlıyor" diye köpeği vurdu: Nisan ayında Bursa'da, komşusunun köpeğinin
bir türlü susmamasına sinirlenen Celalettin Özay, pompalı tüfeğiyle balkona çıkıp
hayvanı vurdu. "Sinirlerime hakim olamadım" diyen Özay, hakkında sadece "meskun
mahalde ateş" suçundan işlem yapıldı.
Kazını yiyen kediyi öldürdü: Gaziantepli Yusuf Aslan, mayıs ayında kaz yavrusunu
yiyen komşusunun kedisini tüfekle vurdu, kedinin sahibini döner bıçağıyla öldürdü.
İlk ceza, 11 gün hapis: Kedi ya da köpekleri öldürenler hakkında bilinen tek
ceza Manisa'nın Akhisar ilçesinde çıktı. Medar beldesinde geçen yıl bakkal
Hüseyin Tepe'nin köpeğini tüfekle öldüren muhtar Ali Osman Bircan, Türk Ceza
Yasası'nın 521-1 maddesi uyarınca yedi gün hapis ve 1 milyon 250 bin lirayla
cezalandırıldı. Hakim, cezayı önce 11 güne, daha sonra para cezasına çevirip
tecil etti.
Yasalar dört aya kadar hapis diyor
TCK'nın 521. maddesi, başkasına ait olan hayvanı öldüren ya da işe yaramaz
hale getiren kişiye dört aya kadar hapis cezası öngörüyor. Ancak hayvanı öldürülen
kişilerin şikayette bulunmaması ya da şikayetini takip etmemesi nedeniyle dava
açılmıyor. TBMM'de bekleyen hayvan hakları yasa tasarısında ise "hayvan
öldürmenin" cezasının 2.5 yıla kadar çıkması öngörülüyor. Ancak yıllardır
bekleyen tasarının yasalaşması adına yapılan somut bir şey yok. Hayvan hakları
savunucuları, hayvan öldürmenin yasalarla daha da kolaylaştırıldığını belirterek.
TCK'nın ilgili maddesinin uygulanmasının bile caydırıcı olabileceğini belirtiyor.
VEJETARYEN KÖPEKLER - 17/Eylül/2002
Kemik yalamak yerine havuç kemirmeyi tercih eden vejetaryen köpekler bundan
böyle aç kalmayacak! Pedigree firması tarafından Hindistan'da piyasaya sürülen
dünyanın ilk "vejetaryen köpek maması", et yerine pirinç ve sebze
içeriyor. Ülke nüfusunun yüzde 80'inin, dolayısıyla çok sayıda ev köpeğinin
dini sebeple et yemediği Hindistan'da ilgi görmesi beklenen mama, diğer ülkelerde
de satılacak.
KÖPEK
ve KEDİLERE BEŞ YILDIZLI BARINAK - 16/Eylül/2002
Adana Büyükşehir Belediyesi ile Doğayı, Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği'nin
(DOHAYKO) ortak girişimleriyle yaklaşık 6 dönümlük alan üzerinde kurulu bulunan
Hayvan Barınağı ve Poliklinikte yaklaşık 200 kedi ve 800 köpeğin tüm aşıları
yapılıyor, kısırlaştırılarak bakıma alınıyor.
Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği (DOHAYKO) Genel Sekreteri Nesrin Çıtırık,
Büyükşehir Belediyesi veterinerleri gözetimindeki modern barınakta, hasta,
ayağı kırık, kulağı kesik, eziyet edilmiş ve sokağa bırakılmış tüm kedi ve
köpeklerin doğal yaşamlarını sürdürmelerini sağladıklarını kaydetti. Çıtırık, "Tüm
ihtiyaçları düşünülüyor. Gıdaları ona göre veriliyor, yerleri düzenleniyor.
Cinslerine göre ayrılıyor. Sürekli kontrol altında tutuluyorlar" dedi.
Çıtırık, geçmiş yıllarda sokaklarda kedi ve köpek itlaflarının sıkça yaşandığını,
ancak artık bu çağdışı görüntülerden büyük ölçüde kurtulunduğunu belirterek, "Bununla
birlikte yine de bu yönde şikayetlerde bulunuluyor. Bunların takipçisiyiz" dedi.
Evlerinde hayvan beslemek isteyen vatandaşları uyaran Çıtırık, şunları kaydetti: "Köpek
ve kedi gibi evcil hayvanların bakımı sanıldığı gibi kolay değil. Bu nedenle
hayvanseverlerin, köpek ve kedileri kendilerine alıştırıp, sokağa bırakması
çok sakıncalı. Artık ülkemizde hayvan sevgisi ve kültürü gelişti. Her geçen
gün üye sayımız artıyor. Sokak köpek ve kedilerini toplayarak barınağa götürüyoruz.
Burada ilk yaptığımız çalışma köpek ve kedilerin erkek ve dişilerini kısırlaştırarak
üremelerini engelliyoruz, düzenli aşılarını yaptırıyoruz. Yakın zamanda barınağı
vatandaşın ziyaretine açmayı planlıyoruz."
YASAL YAPTIRIM YOK
Hayvanlara kötü davrananlar için yasal yaptırım olmadığını belirten Çıtırık,
şöyle devam etti: "Evinin damında besledikleri köpeği 3 gün aç ve susuz
bırakarak ölümüne neden olan aileyi şikayet etmek istedik. Ne bir makam, ne
de ilgili bulabildik. Bu nedenle TBMM bekleyen (Hayvan Hakları Yasasının) hemen
çıkması gerekiyor. AB'ye uyum yasaları için de bu zorunlu bir gereklilik olmuştur."
Dileyen hayvanseverlere kedi ve köpekleri ücretsiz olarak verdiklerini de belirten
Çıtırık, "Önce istekliyi araştırıyoruz. Uygun bulursak veriyor ve takibini
yapıyoruz" dedi.
Çıtırık, oteller, fabrikalar, yemek şirketleri ve büyük alışveriş merkezleri
ile görüşerek, servise sunulmayan veya satılmayan yemekleri aldıklarını, böylelikle
israfı önledikleri gibi hayvanların gıda ihtiyaçları için büyük bir masraftan
da kurtulduklarını söyledi. Çıtırık, ayrıca, 2 yıl önce kanadı kırık ve ağır
yaralı olarak barınağa getirilen leyleğin de sağlıklı şekilde yaşamını sürdürdüğünü
ve özellikle kedilerle son derece uyumlu olduğunu kaydetti.
KANGAL KÖPEĞİ NASIL YETİŞTİRİLMELİ
- 13/Eylül/2002
Sivas'ın Ulaş İlçesi'ndeki Tarım İşletmesi Müdürlüğü, daha eğitimli ve yararlı
Kangal köpeği üretilmesi amacıyla "Kangal Köpeği Yetiştiriciliği" isimli
el kitapçığı çıkardı.
Kitapçıkta, Kangal köpeklerinin zekaya, çok alıngan ve hassas ruh yapılarına
sahip olması özelliğinden dolayı, yetiştirilirken bir takım kurallara uyulması
gerektiği belirtildi.
HERKEZ "Havuç"a
TALİP - 09/Eylül/2002
Nevşehir'in Gülşehir ilçesinden geçen Kızılırmak'ta çamura saplanmakta olan
7 yaşındaki Furkan Karabacak'ı iç çamaşırından çekerek kurtaran "Havuç" adındaki
3 aylık kangal köpeğine yurtiçi ve yurtdışından talip var. Köpeğin sahibi olan
küçük Furkan'ın dedesi Asım Karabacak, "Haberlerden sonra Türkiye'nin
birçok kentiyle Avustralya, Almanya ve Fransa'daki gurbetçilerimizden çok sayıda
kişi arayarak köpeğimizi satın almak istedi. Torunum satılmasına karşı. Ben
de bu nedenle çok cazip olan tekliflere olumlu cevap vermedim" dedi.
Karabacak, "Havuç" adlı köpeklerini, gösterdiği kahramanlıktan sonra
daha çok sevmeye başladıklarını ve her gün 1 kilo tavuk eti ve kırılmış arpadan
yaptıkları yemekle beslediklerini söyledi.
8 Eylül Pazar günü Gülşehir'den geçmekte olan Kızılırmak kıyısına piknik yapmaya
giden Karabacak ailesinin torunları Furkan Karabacak, ırmakta çamura battığı
sırada "Havuç" adlı kangal köpeği tarafından kıyıya çekilerek kurtarılmıştı.
LILO
ve UZAYLI DOSTU STIC - 06/Eylül/2002
Walt Disney Pictures'ın yeni çizgi filmi "Lilo ve Stiç"te (Lilo&Stitch)
olaylar, Hawaii cennetinde yaşayan ve kendisini yapayalnız hisseden Lilo adlı
kızın gökte kayan bir yıldıza bakarak dilekte bulunmasıyla başlar. Lilo uzayın
derinliklerinden bir arkadaşı olmasını dilemiştir. Onun çağrısına galaksinin
en yaramaz uzaylısından yanıt gelir ve olanlar olur.
Stiç uzaydaki bir hapishaneden kaçarak kontrolden çıkmış bir genetik harikasıdır.
Kullandığı uzay gemisinin Dünya'ya çarpması üzerine dünyalıların kendisini
yadırgamaması için küçük bir köpek kılığına girer. Lilo bu sevimli köpeği görünce
evlat edinir. Stiç için o andanitibaren tam bir kaos başlar. Disney'in Florida'daki
animasyon stüdyolarında "Mulan" dan sonra hayata geçirilen ikinci
çizgi film olan "Lilo ve Stiç", okulların açılmasına az bir süre
kala çocukları, Elvis Presley'in klasik şarkıları eşliğinde eğlence dolu bir
yolculuğa davet ediyor. Yönetmenliğini Dean Deblois ve Chris Sanders'ın üstlendiği
filmin orijinal seslendirmesinde Tia Carrere, David Ogden Stiers, Zoe Caldwell,
Daveigh Chase görev almış.
EN BÜYÜK BARINAK - 04/Eylül/2002
Konya'nın, Türkiye'nin en büyük köpek barınağına sahip olduğunu biliyor muydunuz?
DHA'dan Fevzi Kızılkoyun ve Aliye Çetinkaya'nın haberlerine göre Konya Hayvanları
Koruma Derneği kontrolündeki barınak barındırdığı 3 bin 500 köpeğin yanı
sıra, bünyesinde bulunan tedavi, doğum ve diğer tesisleriyle de Türkiye'nin
en büyük köpek barınağı olma özelliğine sahip. Şimdi Karatay Belediyesi ikinci
bir barınak daha yapıyormuş. Belediye Başkanı Mehmet Şen, yeni yapılacak
barınaktaki köpeklerin bakım ve tedavi giderinin de belediyece karşılanacağını
söylüyor. Ne kadar iyi. Ama bir de birinci barınağın sorunları çözülse. Barınakta
geçen yıl 500, bu yılın ilk 7 ayında da 200 olmak üzere 700 yavru köpek,
pahalılığı nedeniyle "gençlik aşısı" yaptırılamadığı için ölmüş.
Konya Belediyesi ve hayvanseverler haydi, yavru köpekleri kurtaralım.