Haberler - 02
AÇLIKTAN
ÖLDÜLER - 27/Nisan/2002
Kütahya Hayvan Barınma Evi'nde 23 köpek, SP'li belediyenin ilgisizliği yüzünden
açlıktan öldü. Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Sunay Birsel, "Hava Tugay
Komutanlığı olmasa hayvanların hepsi açlıktan ölür. Tek yiyecek kaynağı onlar.
Belediye ilgilenmiyor. İlaç bile bulamıyoruz" dedi.
Kütahya'da 9 yıl önce, Hayvanları Koruma Derneği Başkanı 56 yaşındaki Sunay
Birsel'in girişimleriyle belediye tarafından kurulan Hayvan Barınma Evi'nde,
Saadet Partili belediyenin ilgisizliği yüzünden 23 köpek açlıktan öldü. Birsel,
bakımını kendilerinin üstlendiği belediyeye ait hayvan barınma evinde kalan
tüm hayvanların açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Birsel,
1990 yılında kendi çabalarıyla hayvan barınma evi kurduğunu belirterek, "9
yıl önce belediye yetkilileri Kütahya-Tavşanlı karayolu üzerinde bize yer tahsis
etti, hayvanların beslenme ve sağlık sorunlarıyla yakından ilgileneceklerini
söylediler. Biz de kurduğumuz hayvan barınma evini buraya taşıdık. Ancak bu
zamana kadar belediyeden hiç destek görmedik. Dernek üyelerimiz gönüllü olarak
buraya gelip hayvanlarla ilgileniyor. Ben de tüm günümü hayvanlarla geçiriyorum"
dedi. Açlıktan ölen hayvanların leşlerinin halen barınma evinde olduğunu belirten
Birsel, şöyle dedi: "Ölen hayvanların yavruları da birer birer ölüyor.
Belediye yetkililerine ölen hayvanların kaldırılmasını söyledik. Ancak gelip
almadılar. Barınma evinde hastalık kol geziyor. Zaman zaman derneğimiz üyesi
olan veteriner gelip hayvanları muayene ediyor. Fakat ilaç olmadığı için gerekli
tedaviyi yapamıyoruz. Böyle devam ederse yıllarca emek verdiğim bu barınma evini
terk etmek zorunda kalacağım ve hayvanları da sokağa salacağım. O zaman ne yapacağını
belediye düşünsün."
ALLAH'tan TUGAY VAR
Hayvanları Hava Tugay Komutanlığı'nın yemek artıklarıyla beslediklerini belirten
Birsel, "Tugay Komutanlığı olmasa hayvanların hepsi açlıktan ölür. 100
hayvan kapasiteli barınma evinde 800 köpek ve 116 kedi kalıyor. Yetkililer her
gün buraya 15-20 sokak hayvanı daha getiriyor. Kapasitesinin kat kat üzerinde
olan bu yer hayvanlar için bir cehenneme dönüştü" dedi. Kütahya Belediye
Başkanı SP'li Süleyman Canan ise Hayvan Barınma Evi'ndeki hayvanlarla belediyenin
yakından ilgilendiğini öne sürdü. Canan, "Kütahya Kasaplar ve Lokantacılar
Odası yetkilileriyle görüştük. Atık yemek ve etleri barınma evine verecekler"
dedi. Sunay Birsel ise Kasaplar ve Lokantacılar Odası'nın kendilerine yiyecek
getirmediğini söyledi.
Türkiye'nin ilk hayvan barınaklarından birini Kütahya'da kuran Sunay Birsel
(resimde solda), yardımcıları Beratiye Kapancıoğlu (resimde ortada) ve Ayşe
Görmez, büyük bir fedekarlıkla sokaklardan topladıkları kedi ve köpekleri barınakta
yaşatmaya çabalıyor. Ancak son zamanlarda belediye ekipleri her gün gruplar
halinde köpekleri getirip bırakınca, 100 köpek kapasiteli barınakta 800 köpek
ve 116 kedi toplandı. Hayvanseverlerin çabaları ve sadece Hava Tugay Komutanlığı'ndan
sağlanan yemek artıkları, barınaktaki hayvanları doyurmaya yetmedi. Bir hafta
içinde çoğu yavru 23 köpek açlıktan ölürken, hayvanseverler Kütahya Belediyesi'ni
bu önlemlere seyirci kalmakla suçladı.
ABD'deki
TÜRK GÜNÜ'nde KANGALLAR da YÜRÜYECEK - 26/Nisan/2002
New York'ta bu yıl 18 Mayıs'ta yapılacak 21. geleneksel Türk Günü yürüyüşüne
ilk kez Türkiye'den getirilecek Kangal köpeklerinin de katılacakları bildirildi.
Kangal köpeklerinin bu amaçla New York'a getirilmelerine Kültür Bakanı İstemihan
Talay'ın destek verdiği ve köpeklerin, bu alanda uzman olan Doğan Kartay ve
Onur Kanlı eşliğinde Amerika'ya uçacakları öğrenildi.
ABD'de kurulan Kangal Köpek Kulübü Başkan Yardımcısı olan
Dr. Salim Yılmaz'ın öncülük ettiği girişimin büyük ilgi görmesi bekleniyor.
18 Mayıs'taki Türk günü yürüyüşüne Kangal köpekleriyle katılacak olan Dr. Salim
Yılmaz, "Amerika'da halen 100'ün üzerinde Kangal bulunduğunu ve bunların
soylarının bozulmaması için büyük çaba harcadıklarını" ifade etti.
Boeing'in Los Angeles'teki uluslararası uzay istasyonu ısı kontrol bölümü başkanı
olan Dr. Yılmaz, "uzay istasyonları için yapacağı yeni icadına "Kangal"
adını vereceğini, böylece oğlu Kaan'dan sonra Kangal adının da uzaya taşınacağını"
söyledi.
İNTERNETTEN
KANGAL SİPARİŞİ ALINIYOR - 25/Nisan/2002
Kangal Belediye Başkanı Ahmet Polat, internetteki Kangal köpeği satışı adresine
günlük 20 adet elektronik posta geldiğini belirterek, "Güney Afrika'dan
bir çiftlik sahibi, Kangal köpeklerini çitalara karşı kullanacakmış" dedi.
Belediye Başkanı internetteki Kangal köpeği satış adresi olan "kangal@ttnet.net.tr"
adresine gelen elektronik postanın büyük çoğunluğunun, Almanya, Belçika, Fransa
ve İngiltere'den olduğunu bildirdi.
Sivas'ın Kangal İlçesi Belediye Başkanı Ahmet Polat, şöyle konuştu: "Görevlilerimiz,
tüm elektronik postaların günlük olarak kontrol ediyor ve cevap veriyor. Önceki
gün Güney Afrika'da bulunan bir çiftlik sahibinden ilginç elektronik posta gelmiş.
Elektronik postada, bir çiftlik sahibi, hayvanlarına musallat olan "Çita"ları
bertaraf etmek için bir çift yavru Kangal istiyor. Diğer elektronik postada
ise Almanya'dan bir çift, kangal köpeği sahibi olduğunu belirtiyor ve yavru
köpeklere yediren "Yal"ın nasıl yapıldığını, arpa ve çavdar unlarının
karışımından yapıldığında da pişirilip pişirilmeyeceğini soruyor."
Köpek üretme çifliğinin, talepleri karşılayamadığı belirten Başkan Polat, "Burada
yurtiçinden gelen talepleri dahi karşılayamıyoruz. Şu an çiftlikte hiç yavru
köpek yok. Yurtiçi ve yurdışındaki talepleri ancak, Temmuz ayında yapacağımız
festivalden sonra yerine getirebileceğiz" dedi.
ULUSLARARASI DENEY HAYVANLARI
GÜNÜ - 24/Nisan/2002
Hayvan severler, hayvanlar üzerinde yapılan kimyasal testleri protesto edecek.
Hayvan severler, 24 Nisan Uluslararası Deney Hayvanları Günü'nde Avrupa Birliği'nin
(AB) kimyasal test programını 500 bin imzayla protesto etmeye hazırlanıyor.
Almanya'daki Hayvanların Kobay Olarak Kullanılması Karşıtları Birliği, AB'nin,
program çerçevesinde önümüzdeki yıllarda gres yağı, kumaş boyası, tarım ilacı
ve ahşap koruma maddesi gibi zehirli 30 bin maddeyi 50 milyon hayvan üzerinde
deneyeceğini açıkladı. Denenecek maddelerin 1981 yılından bu yana piyasada olduğunu,
fakat o yıllarda zehirlilik oranlarının ayrıntılı test edilmediğini belirten
birlik sözcüsü, kobayların genelde fare, sıçan, tavşan, köpek ve maymundan oluştuğunu
söyledi. Kimyasalların hayvanların midesine pompalandığını, gözlerine damlatıldığını
ya da derilerine sürüldüğünü kaydeden sözcü, bu testlerin hücre kültürü üzerinde
de yapılabildiğini vurguladı.
TÜRK
AİBO TAKIMI KUPAYA KATILIYOR - 18/Nisan/2002
Levent Akın'ın başkanlığındaki ekibin projesi olan köpekler, Japonya'da rakipleriyle
mücadele edecek.
İkişerli takımlar halindeki dört robot köpek koşuyor, paslaşıyor, gol atıyor
hatta faul yapıyor. Bu, film sahnesi değil, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki yapay
zeka laboratuvarında gerçekleştirilen bir proje.
Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerinden oluşan 17 kişilik milli takım, Türkiye'yi sıradışı bir kupada temsil etmeye talip. Sporun adı Aibo, yani kendi kendine karar verebilen robot köpeklerarası bir futbol şampiyonası. Tıpkı Dünya Kupası gibi Japonya'da yapılacak RoboCup'a katılmak için hazır olan "Cerberus" adındaki Aibo ekibi 18 bin dolar verecek bir sponsor arıyor. Beşincisi yapılan RoboCup'a Türkiye ilk kez geçen yıl katıldı. Oyun, 10'ar dakikalık iki devreden oluşuyor. Turnuvanın amacı, yapay zeka ve robotlara ilgi çekip duyarlılık oluşturmak. Hedef ise 2050 yılında, dünya şampiyonu olacak futbol takımının karşısına robot takım çıkarıp yenmek.
BİR
BARDAK KÖPEK ALIR MISINIZ? - 17/Nisan/2002
Sahibini bekleyen Meksika kökenli "chihuahua" Antalyalıların sevgilisi
oldu. Bir kilogramlık mini mini bedeniyle bira bardağına sığan bu tür köpekler
ortalama 15 yıl yaşıyor ve boyları 20 santimi geçmiyor. Aleyna Pet Shop'un sahibi
Ali Ürüt, "Şimdilik iki köpek getirdim. Eğer, talep olursa çok sayıda "cep
köpek" getireceğim. Bunlar dünyanın en küçük köpek türü. Ceket cebine sığarlar.
Tek dezavantajları ise Türkiye'de 1000 dolara kadar çıkabilen fiyatları."
dedi.
İTALYA'da "pitbull"
DEHŞETİ: 2 ÖLÜ - 17/Nisan/2002
İtalya'nın güneyindeki Brindisi yakınlarında "pitbull" cinsi 2 köpek,
2 yaşlı çiftçiyi parçalayarak öldürdü.
İtalyan polisi, komşu köydeki bir evden kaçan katil köpeklerin, önce tarlada
çalışan yaşlı bir adamı, ardından da kurbanlarının arkadaşını iz sürerek saklandığı
yerde bulup öldürdüklerini açıkladı. Ölen çiftçilerin 60 yaşındaki Vincenzo
Ramis ile 62 yaşındaki Salvatore Rizzello olduğu belirtildi. İtalyan devlet
televizyonu RAI, polisin köpekleri öldürdüğünü duyurdu.
EVDE HAYVAN BESLEYEN ÇOCUK SOSYALLEŞİYOR
- 12/Nisan/2002
Uzmanlar, evde hayvan beslemenin, yetişkinlere oranla çocuklara çok daha fazla
avantaj sağladığını belirtiyor.
Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, çocukların evde beslediği kedi, köpek ve kuş gibi
hayvanlarla kurdukları iletişim sayesinde paylaşmayı, sevmeyi, kendilerine güvenmeyi,
dostluğu ve yardım etmeyi öğrendiklerini, yiyecek, içecek ve sağlığıyla yakından
ilgilendiği hayvan sayesinde sorumluluk duygusunun geliştiğini kaydetti.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. Ahmet
Çelikkol, evde hayvan besleyen çocukların, hem sorumluluk aldıklarını hem de
sevmeyi ve paylaşmayı öğrendiklerini söyledi. Prof. Dr. Çelikkol, evde hayvan
beslemenin yetişkinler kadar çocuklar için de güzel bir uğraş olduğunu ancak
bazı ailelerin çocukların bu yöndeki isteklerine pek sıcak bakmadıklarını ifade
etti. Çocukların kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanlarla yakın iletişim kurmayı
sevdiğini dile getiren Prof. Dr. Çelikkol, bunun için günümüzde en elverişli
ortamın da ev olduğunu anımsattı.
Prof. Dr. Çelikkol, evde hayvan beslemenin, yetişkinlere oranla çocuklara çok
daha fazla avantaj sağladığını, bu eğilimdeki çocukların takdirle karşılanmasının
gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Evde besledikleri kedi, köpek ve kuş gibi hayvanlarla yakın arkadaşlık
ve dostluk ilişkisine giren çocuklar yaşıtlarına oranla çok daha hızlı bir şekilde
sosyalleşmektedirler. Çünkü bu çocuklar hayvanlarla kurdukları sıcak ve sevecen
iletişim sayesinde paylaşmayı, sevmeyi kendilerine güvenmeyi, dostluğu ve yardım
etmeyi öğreniyorlar. Ayrıca bu çocuklarda yiyecek ve içeceğini verdiği, sağlığıyla
yakından ilgilendiği hayvan sayesinde sorumluluk duygusu gelişiyor."
Prof. Dr. Çelikkol, ailelerin tüm bu avantajları dikkate alarak çocuklarının
evde hayvan beslemeye ilişkin isteklerini reddetmemelerini, aksine onları teşvik
edici bir yaklaşım içine girmelerini önerdi.
İNSAN
ZİYANLIĞI - 10/Nisan/2002
Doğuştan gözleri görmeyen 12 yaşındaki Tahir Bilgin'i görenler, bir insanlık
dramına tanık oluyor. İzmir'in Orhangazi Köyü'nde yaşayan Fatma-Muzaffer Bilgin
çifti, Tahir'in görmediğini 2 yaşına geldiğinde fark etti. Belinden iple bağlanan
Tahir'in, doktora götürülmediği için, gözlerinin açılıp açılamayacağı, zihinsel
sorunun olup olmadığı da anlaşılamadı. Konuşamayan Tahir'in tek dostu, ona bekçilik
eden köpeği oldu. Günlerini köpekle geçiren Tahir, havlamaya benzer sesler çıkarıyor.
KÖYLÜ HEYKELTIRAŞ - 10/Nisan/2002
Trabzon'un Of ilçesine bağlı Bayırca köyünde 5 dönem muhtarlık yapan Abdullah
Kılıç (58), heykeltıraşlara adeta taş çıkartıyor. 35 yıldan beri ağaç kütüklerini
oyarak hayvan figürleri yapmayı hobi haline getirdiğini belirten Abdullah Kılıç,
her türlü hayvanın heykelini yapabildiğini söyledi. Bu hobiyi artık bir meslek
haline getirdiğini ifade eden Kılıç, "Özellikle yaz sezonlarında yöremize
gelen turistler yaptığım heykellere büyük ilgi gösteriyor. Hem zevkle bu işi
yapıyorum hem de para kazanıyorum" dedi. Geyik, kurt, kedi, köpek, aslan
ve birçok hayvanı kendi ebatlarında ve aslına uygun imal eden Kılıç, destek
olunduğu takdirde sergi açabileceğini de kaydetti.
KÖPEKLER
ya DENEK ya da YEMEK OLACAK - 09/Nisan/2002
Havalimanındaki kavganın kahramanlarından Süsen Erkuş, sahipsiz köpekleri denek
veya yemek olmaları için yurtdışına satan bir şebeke olduğunu öne sürdü.
Sahipsiz hayvanları yurtdışına çıkarmak isteyenlerle hayvanseverlerin havaalanındaki
kavgası, "köpek ticareti" tartışmalarını gündeme getirdi. Doğa ve
Sokak Hayvanlarını Yaşatma Derneği (DOSHAYAD) Başkanı Süsen Erkuş, hayvanların
yurtdışına denek olarak kullanılmak üzere çıkarıldığını iddia etti.
İstanbul Atatürk Havalimanı'nda meydana gelen kavganın kahramanlarından Süsen
Erkuş, kendilerine hayvansever süsü veren bazı kişilerin yaşadışı hayvan ticareti
yaptığını ileri sürdü. Bu işin Türkiye'de, "Sahipsiz Hayvanları Koruma
Derneği" tarafından yapıldığını iddia eden Erkuş, "Her hafta Cuma
günü Morion Wolsfbach adlı bir kadın Almanya'dan geliyor ve barınma merkezlerinden
aldığı köpekleri Almanya'ya götürüyor. Şebekenin başı ise Sahipsiz Hayvanları
Koruma Derneği adı altında faaliyet gösteren derneğin başkanı Robert Smith"
dedi.
400 dolara satıyorlar
Wolsfbach'ın, köpek kaçakçılığı yüzünden Almanya'da sabıkalı olduğunu öne süren
Erkuş, şunları söyledi:
"Burada büyük bir şebeke var. Bu şebeke köpekleri tanesi 400 dolara satıyor.
Hayvan barınma merkezlerinden toplanan köpekler için barınma merkezi görevlilerine
de paralar veriliyor. Sahipsiz köpekleri ya denek ya da yemek olması için yurtdışına
satıyorlar. Buna bir çare bulunmalı."
Tarım İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Dr. Metin Akcan ise yurtdışına
çıkarılacak her hayvan için resmi izin gerektiğini söyledi. Akcan, "Bu
hayvanların yurtdışına çıkarılmaları kanuna aykırı" diye konuştu.
SAHİBİNİ TİMSAHTAN KURTARAN KÖPEĞE
ÖDÜL - 05/Nisan/2002
Yaşlı sahibini korumak için timsaha saldırarak onu ısıran Floridalı bir köpeğe,
"yılın kahraman köpeği ödülü" verildi.
2 yaşındaki Blue adlı köpek, timsahı Ruth Gay adlı kadından uzak tutmak için
mücadele ederken çeşitli yerlerinden yaralandı. Blue'ya ödülünü, köpek maması
üreten "Heinz" firması tarafından verildi.
Olay günü köpeğini de yanına alarak kanal boyunda yürüyüşe çıkan 85 yaşındaki
kadının ıslak çimende kayarak kanala düştüğü, bu sırada burnunun kırıldığı ve
bir omuzunun çıktığı bildirildi. Kadın yardım çağırırken köpeğin de onun yanında
olduğu belirtildi. Bu sırada bir timsahın, yaklaşık 15 metre ötede kanaldan
çıkarak kadının bulundugu yere doğru geldiği görüldü. Yerinden fırlayan Blue'nun
timsahı kadının yanına yaklaştırmadığı, mücadele sırasında karnından ve çeşitli
yerlerinden yaralanmasına rağmen yaşlı kadının kızı ve damadının yaşadığı eve
kadar giderek, onları kadının bulunduğu yere çekmeyi başardığı belirtildi.
Köpeğin timsahla boğuştuğunu duyduğunu ifade eden bayan Gay ise "Blue'nun
öldüğünü sandım. Ancak eve geldikten sonra dışarda onun havlamasını duyunca
hala sağ olduğunu anladım" diye konuştu. Organizatörler, kahraman köpek
Blue'nun, ödüle 100 fedakar köpek arasından layık görüldüğünü kaydederek, 47
yıllık yarışma tarihinde timsahla mücadele eden başka bir köpek bulunmadığını
belirttiler.
BİR KAHRAMAN KÖPEK DE AVUSTRALYA'da
Avustralya'nın Melbourne kentinde 8 yaşındaki bir Staffordshire teriyeri, sahiplerini
yangından kurtardı. Roxy adlı köpek, evin çatısı yanmaya başladığı sırada televizyonun
karşısında uyuyup kalan Mark Doyle'ı uyandırarak bir faciayı önledi. İtfaiye
ekipleri geldiğinde iki katlı evin bir kısmının alevlerden yıkıldığı kaydedildi.
SOKAK KÖPEKLERİ EMİN ELLERDE
- 05/Nisan/2002
Ordu ve Trabzon belediyeleri sokak köpekleri için merkez kurarak örnek bir çalışmaya
imza attı. 125 milyar liraya mal olan Trabzon Belediyesi Hayvan Kısırlaştırma
ve Rehabilitasyon Merkezi hizmete girdi. Çevre ve Temizlik İşleri Müdürü Fatih
Erol, şu anda merkezde 50 köpeğin bulunduğunu belirterek, "Zaman zaman
barınağa vasıflı köpekler de geliyor. Vatandaşlar istedikleri takdirde buradan
ücretsiz olarak köpek alabilirler" dedi. Öte yandan Ordu Belediyesi de
Karapınar Mahallesi, Melet Irmağı kenarında "Köpek Tedavi Merkezi"
kuruyor. Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Bahar Çebi, 500 köpeğin barınacağı
merkezin 30 milyar liraya mal olacağını söyledi.
MAMA
GELENE KADAR 15 KÖPEK ÖLDÜ - 04/Nisan/2002
Türkiye'nin en büyük barınağı olan Konya Köpek Barınağı'nda Karatay Belediyesi'nce
dört gündür aç bırakılan 3 bin köpeğin birbirine saldırması sonucu beş hayvan
daha öldü.
Dört gündür 15 köpeğin ölümüne yol açan yem gecikmesi sorunu, dün Vali Ahmet
Kayhan'ın devreye girmesi sonucu çözüldü. SP'li Karatay Belediyesi'ne talimat
veren Kayhan, sorunun çözülmesini istedi. Bunun üzerine belediye harekete geçti,
yem fabrikasında özel yaptırılan 15 ton mama dün barınağa götürüldü.
KÖPEKLERİN
AÇLIK KAVGASI - 03/Nisan/2002
Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Ümit Börü, "Mama sırası Karatay'a gelince
sorun çıktı" dedi.
Konya Köpek Barınağı'nda kalan 3 bin köpeğe mama gönderme sırası gelen Karatay
Belediyesi gecikince hayvanlar birbirine saldırdı, altı köpek öldü. Geçen yıl
açlıktan 20 köpek parçalanmıştı.
Türkiye'nin en büyük barınağı olan Konya Köpek Barınağı'nda üç gün aç bırakılan
3 bin köpek birbirini parçalamaya başladı. Hayvanları aç bırakan Karatay Belediyesi,
"Köpeklere çocuk gibi bakamayız. Fabrikadan mama istedik, gecikti"
dedi.
Konya Valiliği'nin öncülüğünde 1996'da yaptırılan ve Konya Hayvanları Koruma
Derneği'ne devredilen barınaktaki hayvanların beslenmesiyle ilgili olarak 2000'de
protokol imzalandı.
Çevre Koruma Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi'nin yanı sıra merkez Selçuklu, Karatay
ve Meram belediyeleri sırayla beslenmeyi üstlendi. Ancak sıranın SP'li Karatay
Belediyesi'ne geldiği aylarda sorun çıktı. Karatay Belediyesi'nin sorumluluğunda
geçen kasımda altı gün aç kalan köpekler, 20 hayvanı parçaladı. Geçtiğimiz günlerde
sıra yine Karatay'a geldiğinde 3 bin hayvan bir kez daha aç kaldı. Üç gün açlık
çeken hayvanlar birbirine saldırdı.
Konya Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Ümit Börü, durumdan Karatay Belediyesi
Veterineri Mehmet Ali Can'ı sorumlu tutarak şunları söyledi: "Selçuk Üniversitesi
Veterinerlik Fakültesi'nin raporu doğrultusunda yem fabrikasından köpekler için
ayda 15 ton özel mama yaptırılıyordu. Diğer belediyeler ile Çevre Koruma Vakfı
yemleri zamanında verirken, yılda iki ay yem vermesi gereken Karatay Belediyesi'ne
sıra gelince sorun yaşanıyor. Yine köpekleri aç bıraktılar. Dün iki, bugün dört
köpek parçalandı. Mamalar bugün (dün) de gelmezse katliamın boyutu büyüyecek."
Karatay Belediyesi Veterineri Can ise "Yem fabrikasına özel mama yaptırıyoruz.
Fabrika siparişi zamanında hazırlayamadı. Birkaç gün içinde gelecek. Köpekler
çok özel besleniyor. Buna rağmen Ümit hanım şikayette bulunuyor. Köpeklere çocuk
gibi bakmamızı istiyor. Derneğin suçlamaları gerçekte hayvanları korumak için
değil, bizi zor durumda bırakmak için" dedi.
Site Not: Son cümleyi söyleyen gerçekten veterinerse yazık ona.
İTFAİYE "Karabaş" İÇİN
SEFERBER OLDU - 02/Nisan/2002
Antalya Demirgül Mahallesi'nde inşaat halindeki bir binanın 10 metrelik foseptik
çukurunda mahsur kalan köpek, itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.
Önceki gün sabah saatlerinde mahallede bulunan çocuklar tarafından çukura atılan
köpek için seferber olan mahalle halkı 'Karabaş' adını verdikleri köpeği çukurdan
çıkaramayınca itfaiyeyi aradı.
Olay yerine gelen Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı kurtarma
ekibi, halatların yardımıyla çukura indi. Karabaş'ı belinden iple bağlayan kurtarma
ekipleri köpeği yukarı çekerek kurtardı. Çukura düşmesi sonucunda ön sağ ayağının
kırıldığı tesbit edilen Karabaş'ın tedavisini ise mahalle halkı üstlendi.
HAYVANLARI da YARGILAMIŞLAR -
02/Nisan/2002
Hayvan haklarını dünya gündemine sokan bazı Avrupa ülkelerinin, Ortaçağ'da hayvanlara
karşı "zalim" olduğu kadar "komik" cezalar uyguladığı ortaya
çıktı.
Almanya, İsveç, Fransa ve Flamanların yoğun yaşadığı bölgelerde, 13. yüzyıldan
itibaren hayvanlara karşı açılan davalarda, yüzlerce büyük ve küçükbaş hayvan
hakim karşısına çıkarıldı. Geç Ortaçağ Avrupası'nda ürünlere verdikleri zararlar
nedeniyle fare, çekirge, tırtıl ve benzeri hayvanlar hakkında mahkemelerde davalar
açıldı.
1487 yılında Fransa'nın Beaume kentinde mayıs böceklerine, Autin ve Lyon'da
sümüklüböceklere karşı davalar açılırken, 1699 yılında büyük bir tırtıl istilasıyla
karşı karşıya kalan Fransa'nın Auvergne kentinde, "başkalarının malına
zarar vermekten suçlu bulunan tırtıllar", prosedüre uygun olarak mahkemeye
davet edildi.
Dost Kitabevi tarafından yayımlanan "Ortaçağ Avrupası'nda Cadılar ve Cadı
Avı" adlı kitapta, araştırmacı Haydar Akın'ın Avrupa ülkelerindeki cadı
avı ve ilginç cezalara ilişkin araştırmalarına yer verildi. "İnsanlarda
olduğu gibi hayvanların da işledikleri suçlardan dolayı mahkemeye çıkarılarak
yargılanması ve cezalandırılması" görüşünün hakim olduğu Ortaçağ Avrupası'nda
824-1845 yılları en az 144 hayvanın yargılandığı kayıtlara geçti. Hayvanlara
karşı açılan davalar 13. yüzyıldan itibaren artmaya başlarken, kilise mahkemelerinde,
"insanlara karşı kitlesel olarak eyleme kalkışan" fare, çekirge, tırtıl,
köstebek gibi hayvanları "iyileştirme" ve "kazanma" amacına
yönelik davalar görülmeye başladı. Sivil mahkemeler ise daha çok "bireysel
suç" işleyen domuz, köpek, inek gibi hayvanları yargılamakla görevlendirildi.
DENEYİMLİ HUKUKÇULAR GÖREV ALDI
Almanya, İsveç, Fransa ve Flamanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde hukuki
prosedüre uygun olarak görülen ve 19. yüzyıla kadar devam eden hayvan davalarında,
eğitimli hukukçular görev aldı. Söz konusu davaların hukuki mahiyeti, yetkin
profesörler tarafından tartışılırken, sanıklar için "savunma hakkının kutsallığı"
göz önünde bulundurularak, davaya konu olan hayvanlara avukat bile tayin edildi.
Geç Ortaçağ Avrupası!nda ise ürünlere verdikleri zararlar nedeniyle mahkemelerde
haklarında dava açılan fare, çekirge, tırtıl benzeri hayvanların, gıyabında
verilen cezaların infaz edilme şansının olmaması nedeniyle bu hayvanları "kazanmayı"
amaçlayan kilise hukukçuları tarafından "vaftiz edilme" ve "kovma
ayinleri" ile dualarla Tanrı'ya yakarma gibi başka yöntemler devreye sokuldu.
Kovma ayinlerinde, insanlara hastalık getiren, tarladaki ürünü kemirip bitiren
fare, çekirge gibi hayvanların, "Tanrı, Hazreti İsa ve Kutsal Ruh"
adına işgal ettikleri mekanlardan, tarlalardan hatta tüm yöreden bir daha geri
gelmemek üzere gitmeleri isteniyordu.
EN ÇOK DOMUZLAR HAKİM KARŞISINA ÇIKARILDI
Bu dönemde, sivil mahkemelerde daha çok köpek gibi evcil veya kırsal kesim insanı
için büyük önem taşıyan domuz, öküz, eşek gibi hayvanlara karşı davalar açıldı.
Bunlar arasında hakim karşısına en çok, çocukları ısırdıkları gerekçesiyle domuzlar
çıkarıldı. Bu konuda bilinen en eski dava, 1266 yılında Fransa'da görüldü. Bu
davada, küçük bir çocuğu yiyen domuz, hakimin emriyle diri diri yakılmaya mahkum
edildi. 1386'daki bir başka davada ise Fransa'nın Falaise belediye meclisi,
bir çocuğu yaralayan domuzu ayakları ve başı kopartılmak suretiyle ölüme mahkum
etmişti.
Bu hayvanlara verilen cezalar genellikle ölüm olurken, infazlar "asılma,
diri diri gömme veya yakılma" yöntemlerinden biriyle yerine getiriliyordu.
Yargılama, eğer hayvan firarda değilse sanık huzurunda yapılıyor, suçlu bulunarak
ölüme mahkum edilen hayvanlara infaz öncesinde elbise giydiriliyordu.
SANIK SANDALYESİNDEKİ AT
1389 yılında Dijon'da bu kez sanık sandalyesinde bir at oturtuldu. Bu davada
da sahibini yaralamaktan suçlu bulunan hayvan, başı kesilerek idam edildi. Fransa'da
ülkenin en yüksek yargı organı olan Paris parlamentosu, 1546 yılında çevresine
zarar vermekten suçlu bulduğu bir ineğin önce asılmasına, daha sonra bir şişe
geçirilerek kızartılmasına karar verirken, 1604'de bir eşeği de asılarak ölüme
mahkum etmişti.
Fransa'da ünlü avukat Chasseneux da, hayvanların çevrelerine verdikleri zararlardan
dolayı ceza mahkemelerinde yargılanabilmeleri görüşünü savunuyordu. 1487 yılında
Beaume'da mayıs böceklerine, aynı yıl Autin'de ve Lyon'da sümüklüböceklere karşı
açılan davalar, Chasseneux'ün başkanlığını yaptığı mahkemede görüldü.
FARELERİN GELEMEME GEREKÇESİ
1488 yılında Autin'de farelere karşı açılan bir davada fareleri savunma görevini,
yazdığı eserle bu alanda ün kazanan Chassaneux üstlendi. Avukat Chasseneux,
müvekkillerine tek tek çıkarılan bir davetin, bu davada pratikte mümkün olamayacağını,
müvekkillerinin sayılarının çok fazla olduğunu ve çevreye dağılmış olarak yaşadıklarını
mahkemeye heyetine bildirdi.
Mahkemenin bu talebi kabul etmemesi üzerine Chasseneux itirazını yineleyerek,
müvekkilleri olan farelerin, "kendileri hakkında dava açıldığında haberdar
olan" kediler tarafından parçalanacaklarını bildiklerini ve bu yüzden mahkemeye
gelmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Chasseneux, bu itirazı da kabul edilmeyince
hakimin insanlığına ve adaletine sığınarak müvekkillerinin affedilmesini talep
etti.
TIRTILLARA KARŞI DAVA
Fransa'nın Auvergne kenti, 1699 yılında büyük bir tırtıl istilasıyla karşı karşıya
kaldı. Auvergne Parlamentosu, kent mahkemesinde zararlıların ıslahı amacıyla
bir araştırma yaptırdı. Parlamentoya sunulan rapor, tırtılların "suç işlediğini"
teyit ediyordu. "Başkalarının malına zarar vermekten" suçlu bulunan
tırtıllar, prosedüre uygun olarak mahkemeye davet edildi.
Hukuka uygun olarak mahkeme heyetince kendilerine bir avukat tayin edilen sanıklar,
mahkemenin davetine icabet etmediler. Avukatın büyük bir çaba göstererek müvekkillerinin
zararlı olarak gösterilen eylemlerinin, yasalar nezdinde suç sayılamayacağını,
onların doğal güdülerle hareket ettiklerini belirterek beraatlarını talep etmesi
de bir sonuç vermedi. Mahkeme, kendisinin tespit ettiği yer ve zamanda ortaya
çıkmalarını istediği sanıkların, imha edilmelerine oy birliğiyle karar verdi.
Bu karara rağmen, tırtıllar ortaya çıkmadı.
İSTANBUL'un KUDUZ AYIBI - 01/Nisan/2002
Dünyanın modern ülkelerinde yıllar önce yok edilen kuduz, metropol kent İstanbul'da
can almaya devam ediyor. Yerel yönetimlerin gerekli önlemleri almadığı, sokakların
başıboş köpeklerle dolduğu İstanbul'da, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri
Genel Müdürlüğü'nün istatistik bilgilerine göre son 3 yılda 7 kişi köpek ısırmasından
kuduza yakalanarak hayatını kaybetti.
Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ali İhsan Ercan, kuduz vakasından
ölenlerin 2'sinin çocuk, diğerlerinin ise 35-40 yaşlarında olduğunu açıklayarak,
sahipsiz köpeklerin yerel yönetimlerce mutlaka kontrol altına alınması gerektiğini
kaydetti. Bu arada konuyla ilgili olarak görüşlerini aldığımız uzmanlar, sokak
köpekleriyle ilgili olarak çağdaş bir çözüm bulunmadığı sürece kuduzun kökünün
kazınamayacağını, gelişmiş ülkelerin yıllar önce kurtulduğu bu hastalığın can
almaya devam edeceğini hatırlatarak, "Gerekli önlemler vakit geçirilmeden
yürürlüğe sokulmalıdır" dediler.
ÖZÜRLÜ KÖPEĞE TEKERLEKLİ PROTEZ
- 31/Mart/2002
Tayvan'ın başkenti Bangkok'ta özürlü hayvanlar için hastane açıldı. Ekamai Hayvan
Hastanesi'nin son hastası da bir kazada iki ayağını kaybeden bir köpek. Yürüme
zorluğu çeken bu köpek hastane görevlilerinin ilgisiyle adeta hayat buldu. Arka
ayağına takılan protezle artık rahatça yürüyebiliyor.
KEDİ-KÖPEKLER ŞARBON KURBANI
- 31/Mart/2002
Trabzon'un Of İlçesi'ne bağlı Çataldere köyü bir inekte şarbon hastalığı görülmesi
üzerine karantina altına alındı. İtlaf edilen ineğin etinden yedikleri sanılan
onlarca kedi ve köpek ise gençler tarafından öldürüldü. Of Kaymakamı Bülent
Kılınç, hayvanlarda görülen şarbon hastalığının ABD'deki 11 Eylül saldırısının
ardından ortaya çıkan şarbon hastalığıyla karıştırıldığını söyledi.
ATACAKSANIZ
ALMAYIN - 29/Mart/2002
Kapasitesinin iki katı köpeğin barındırıldığı Ataşehir'deki merkezin yetkilileri
yalvarıyor: "İki gün sonra sokağa bırakacaksanız heves edip eve köpek almayın".
400 köpeklik kapasiteye karşın 700 köpeğin barındırıldığı Ataşehir'deki Hayvan
Rehabilitasyon Merkezi, maddi imkansızlıklar nedeniyle hayvanların ihtiyacını
karşılamakta güçlük çekiyor.
Sokağa bırakılan köpek sayısında her geçen gün artış olduğuna dikkat çeken merkez
yetkilileri, İstanbullular'a şu çağrıda bulunuyor: "Buradaki köpeklerin
çoğu sahiplerince sokağa bırakılan hayvanlar. Hayvan beslemek aynı sevginin
yanında fedakarlıklar da gerektirir. Eğer bu fedakarlıklarda bulunamayacaksanız
ya da şartlarınız uygun değilse evinize köpek almayın. Alırsanız onları kesinlikle
sokağa atmayın. Evde sahibiyle büyüyen, elinden yemek yiyen ve hatta birlikte
yatan köpekler sokağa atıldıklarında bunalıma giriyor." 700 köpeğin beslenme
ihtiyacını yemek fabrikaları ve askeriye yemekhanelerinden karşıladıklarını
söyleyen yetkililer, 6 veteriner ile 8 gönüllü personelin yığılma nedeniyle
hizmet vermekte yetersiz kaldığını hatırlatarak, "Dileyenler buraya gelerek
cins köpek sahibi olabilir" diyorlar.
2 KÖPEK 6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU ÖLDÜRDÜ
- 29/Mart/2002
Almanya'nın Pirmasens kenti yakınlarındaki Hornbach kasabasında, Rottweiler
cinsi 2 köpek 6 yaşındaki bir çocuğa saldırarak ölümüne sebep oldular.
Pirmasens polisi, çocuğun, akrabası olan 37 yaşındaki bir kadın ve 2 köpeği
ile birlikte ormanda oynamaya gittiğini, tasması bağlı olmayan köpeklerden birinin,
oyun sırasında yere düşen çocuğun üzerine saldırdığını belirtti.
Bunun üzerine bağlı olan diğer köpeğin de tasmasını kopararak çocuğa saldırdığını
ifade eden polis, kadının köpekleri durduramadığını ve olay yerine çağrılan
doktorun, çocuğun ölümünü tespit ettiğini kaydetti.
Köpeklerin yakalandığı, ancak henüz uyutulmadıkları bildirildi. Olayın meydana
geldiği Rheinland-Pfalz eyaletinde, Rottweiler cinsi köpekler tehlikeli dövüş
köpekleri sınıfına girmiyor, ancak yine de tasmasız dolaştırılmaları yasak.
Hamburg'da 2000 yılının Haziran ayında 6 yaşındaki Volkan'ın dövüş köpeği tarafından
parçalanarak öldürülmesinden sonra Almanya'da dövüş köpeklerinin bakımı konusunda
yoğun tartışmalar yaşanmış ve eyaletlerde köpek sahiplerine çeşitli yasaklar
getirilmişti.
DEDEKTÖR KAÇIRDI KÖPEKTÖR YAKALADI
- 29/Mart/2002
Bulgaristan'dan gelen bir TIR'da köpek maması poşetlerine saklanan uyuşturucular,
narkotik dedektör köpekler Alev ve Pars sayesinde ele geçirildi. Edirne Kapıkule'de
durdurulan TIR'da piyasa değeri 5 trilyon lirayı bulan 591 bin 250 adet 1'inci
kalite Captagon ilacı bulundu. 3 gün önce Bulgaristan'dan giriş yapmak üzere
gelen Mehmet Kıyar yönetimindeki 34 MNP 08/34 MNP 09 plakalı TIR, narkotik dedektör
olararak yetiştirilmiş iki köpeğin tepki vermesi üzerine detaylı aramaya alındı.
Aramada TIR'ın dorsesinin sağ ön kapak alt kısmında iki bidon bulundu. Üst tarafında
köpek maması bulunan bidonlar boşaltılınca 215 poşette toplam 591 bin 520 adet
portakal rengi Captagon ilacı çıktı. Captagonların piyasa değerinin 5 trilyonu
aştığını söyledi. Tayfun Tahtakesen ve Bulgar uyruklu Vasil Rusev Vasilev gözaltına
alındı.
İNSANIN
KÖPEKTEN ÖĞRENDİKLERİ - 26/Mart/2002
Avustralyalı araştırmacıların teorisine göre, 100 bin yıldan daha fazla bir
süre önce insanlar köpeklerden, hayata kalmalarını sağlayan pek çok "marifet"
öğrendi.
Bilim adamları, köpeklerden öğrendiklerinin insanların modern kültür ve toplum
hayatına ulaşmasında önemli rol oynamış olabileceğini belirttiler.
Avustralya Müzesi araştırmacılarından Paul Tacon, insanların anatomik ve davranışsal
gelişmesinde pek çok şeyin rol oynadığının bilindiğini belirterek, "Atalarımızla
kurtlar arasındaki yakın ilişkiler bu konuda anahtar faktörlerden biriydi"
dedi.
Tacon ve biyo-arkeoloji uzmanı Colin Pardoe, bu konudaki teorilerini Nature
Australia dergisinde yayınladı.
Tacon ve Pardoe, "insanların hayatta kalmasında en iyi arkadaşları köpeklerin
anahtar rol oynamış olabileceği" teorisini, insanlarla köpekler arasındaki
ilişkinin sanıldığından çok daha geriye, 100-130 bin yıl öncesine gittiği yolundaki
artan arkeolojik ve genetik bulgulara dayandırıyor.
Tacon, modern insanın güçlü toprak sahipliği duygusunun diğer primatlarda bulunmadığını,
ancak kurt ve köpeklerin şiddetli bir şekilde bu duyguya sahip olduklarını söylediler.
İnsanın atalarının yaşadıkları toprakların sınırlarını belirleme yönteminin,
kaya resimleri ve el izleri olduğu, köpeklerin ise bunu idrarlarıyla yaptıkları
belirtiliyor.
Muhtemelen evcilleştirilmiş kurtlara güvendiği için insanın koku alma hissinin
azaldığı, böylece toprağı kokuya dayanan işaretler yerine görsel ve dayanıklı
malzemeyle sınırlamanın insanlar için daha mantıklı bir alternatif haline geldiği
belirtildi. Araştırmada, "Bu nihayetinde yaklaşık 40 bin yıl önce tüm figuratif
sanat çeşitlerinin gelişmesine yol açtı" denildi.
Araştırmacılar, sürek avının kurtlarla işbirliği yaparak daha kolay olduğu,
böylece insanların düşmanca çevrelerde hayatta kalabildiği ve çöllere ve Kuzey
Kutbu'na yayılabildiğini de söylediler.
Teoride, köpeklerin evcileştirilmesinin, insanların diğer insanlarla ilişkilerini
geliştirmelerinde de yardımcı olmuş olabileceği belirtildi. Buna göre, primatlarda
anne-çocuk ilişkisi doğal olarak iyiydi, ancak aynı cinsiyettekiler arasında
ilişki kurma yeteneği pek gelişmemişti.
Tacon ve Pardoe, insan-köpek ilişkisinin insanlar arasında dostça ilişkilerin
yolunu açmış olabileceğini iddia ettiler. Araştırmacılar, bunun hayatta kalma
açısından büyük avantajı olan insanlar arasındaki fikir ve kültür değişimini
hızlandırdığını belirttiler.
Araştırmacılar, insanların köpeklere sanıldığından çok daha fazla şey borçlu
olabilecekleri fikrinin gelişmesi için daha fazla araştırmaya gerek olduğunu
da vurguladılar.
Yakın bir zamana kadar köpeklerin 14 bin yıl önce evcilleştirildiği düşünülüyordu.
İngiltere'de 400 bin, Çin'de 300 bin ve Fransa'da 150 bin yıl önce insan ve
köpek kemiklerinin yan yana bulunması, yalnızca insanların köpek etini yemeleri
şeklinde yorumlanmıştı.
İNSANLARDAN ÖNCE KEDİLERE AIDS
AŞISI - 24/Mart/2002
ABD'li araştırmacılar, AIDS'e yol açan HIV virüsünün, kedilerde meydana gelen
türü FIV için aşı geliştirdi. FIV virüsünün iki ayrı formundan elde edilen ve
üç kez yapılan aşının, kedilere bir yıl boyunca FIV virüsüne karşı bağışıklık
kazandırdığı bildirildi. FIV virüsü aşısının, insanlarda kullanılabilecek AIDS
aşısı için de bir cesaret ve umut doğurduğu belirtildi.
HORTUM BİLMEYİZ DEPREM ZANNETTİK
- 23/Mart/2002
Tekirdağ'ın Arzulu köyünde önceki gün meydana gelen hortum, kabus dolu dakikalar
yaşattı. Yaklaşık 10 dakika süren hortum, evlerin çatılarını uçurdu, ağaçları
kökünden söktü, duvarları yıktı ve demir direkleri büktü. 30 evin çatısını uçuran
ve bölgede milyarlarca liralık hasara neden olan felaket, ucuz atlatıldı. Ölen
olmadı, bir kişi yaralandı. 20'si köpek, pek çok hayvan ise telef oldu.
SADAKATİN
BÖYLESİ - 20/Mart/2002
Zimbabve'de 4 siyah tarafından başından vurularak öldürülen beyaz çiftçinin
köpeği, sahibinin cesedinin başında saatlerce nöbet bekledi.
Başkent Harare'nin 40 kilometre güneybatısındaki çiftliğinin yakınlarında vurulmuş
olarak bulunan Terry Ford'un köpeği, inceleme yapan ekiplere de zor anlar yaşattı.
Devlet Başkanı Robert Mugabe'nin destekçileri tarafından öldürüldüğü sanılan
talihsiz çiftçinin minik köpegi, saatlerce kan gölü içindeki cesedin yanından
ayrılmadı.
Sadık köpek, sahibinin üzerine atılan örtünün üzerine oturarak uzun süre etrafını
izledi.
Aracından indirilerek ağaca bağlanan ve kafasına ateş edilen Ford'un katilleri
ise yakalandı.
KULAK KESMEYİ YASAKLAYAN SÖZLEŞME
MECLİS'te BEKLİYOR - 20/Mart/2002
TBMM Genel Kurulu'nda bekleyen 70 uluslararası sözleşme içinde, ev hayvanlarını
yakından ilgilendiren bir sözleşme de var. Birbuçuk yıldır bekleyen bu sözleşme
milletvekilleri tarafından onaylandığında kedi ve köpekler uluslararası yasalarla
güvence altına alınmış olacak.
Sözleşmede yer alan hükümlere göre, hayvan sahibi, "Hayvanın sağlığından
ve refahından" da sorumlu olacak. Bir ev hayvanı, ebeveynlerinin izni olmaksızın
16 yaşından küçüklere verilemeyecek. "Pet shop" sahipleri de bu kurala
uyacak. Sağlık riski taşıyan durumlarda, ev hayvanları reklam, eğlence, sergi
ve yarışmalarda kullanılamayacak. Eğer bu sözleşme yürürlüğe girseydi, "Biri
Bizi Gözetliyor" programında hangi nedenle öldüğü hala ortaya çıkarılamayan
kedinin sorumluluğu yarışmacıların üzerinde kalacaktı.
Evcil hayvanlarının sokakta gezdiği, katledildiği bir ortamda hem bu sözleşme,
hem de bu sözleşmede yer alan cezai yaptırımları düzenleyen Hayvan Hakları Tasarısı
TBMM'de bekliyor.
Uyum yasaları ile AB normlarına ulaşmaya çalışan Türkiye, uluslararası sözleşmeler
konusunda ise aynı duyarlılığı göstermiyor. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı
Kamran İnan, TBMM Genel Kurulu'nda bekleyen sözleşmeler konusunda hükümetin
ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in duyarlı davranmadığını öne sürdü. Bekleyen
sözleşmeler arasında Çocuk Pornosu'nun önlenmesine ilişkin sözleşmenin yanısıra,
kadına yönelik ayrımcılığın engellenmesi sözleşmesi de yer alıyor. Ev hayvanlarının
korunmasıyla ilgili sözleşme ile ırkçılığa karşı mücadeleyi öngören sözleşme
de geçen yıldan beri görüşülmüyor.
KURTARDIKLARI KÖPEK KARAKOLUN
MASKOTU OLDU - 18/Mart/2002
Ezilen bir kediyi kurtarmak için hastane hastane dolaşan Antalya polisi, şimdi
de ayağı kırılan köpek için seferber oldu. Yavuz Selim Karakolu'nda görevli
35 polis, gece devriye sırasında yol kenarında yaralı olarak buldukları çoban
köpeğini kendi aralarında topladıklari 90 milyon lira ile tedavi ettirdiler.
Köpeğin sağ ön ayağına platin takılırken, polislerin "Babür" adını
verdiği sokak köpeği karakolun maskotu oldu. Babür artık polislerin yanından
ayrılmıyor.
MONDRAGON'un KÖPEĞİ "Thomas"
DAYAK YEDİ - 18/Mart/2002
Eukanuba firmasının CNR Fuar Merkezi'nde düzenlendiği "Köpek Güzellik Yarışması"nda
180 aday birinci olabilmek için mücadele etti. Sportif olmayan, çalışan, çoban,
oyuncak, terrier, sportif, iz sürme ve serbest olmak üzere 8 kategoride yapılan
güzellik yarışması büyük ilgi gördü.
Kız arkadaşı Adriana Zamaraza ile yarışmaya gelen Galatasaray'ın Kolombiyalı
kalecisi Mondragon'un köpegi Thomas, Boxer grubunun birincisi oldu. Ancak, çalışan
hayvanlar kategorisinde ikinci olabildi. Bu nedenle "Dog Show" yarışmasına
katılma hakkı kazanamadı. Thomas, madalya töreninden sonra ringin dışında bekleyen
"Golden" isimli bir köpekle kavga etti. Birbirine saldıran iki köpekten
"Thomas" ağzından yaralandı. Yarışmayı Gencay Kan'a ait "Rex"
adlı Alman kurdu kazandı. İkinci Timur Işıkçı'ya ait "Nestle" olurken,
üçüncülüğü ise "Baba" isimli köpek aldı.
USTA ÇIRAK - 17/Mart/2002
Sera, Belçika malinois cinsi bir narkotik köpeği. 1 yaşında. Ankara Gölbaşı
Köpek Eğitim Merkezi'nde yetiştirilip gönderilmiş. Gaziemir'deki Köpek Eğitim
Merkezi'ne. Max ise bir Alman kurdu ve 4 yıldır İzmir'de başarılı narkokit operasyonlarına
imza atan bir usta. Sera ustası Max'in nezaretinde yoğun bir eğitime tabi tutuluyor.
Sera, bar, pavyon ve disko gibi eğlence yerlerine yönelik yapılan uygulamalarda,
"zula" tabir edilen yerlerde saklanan uyuşturucuyu bulma konusunda
"usta" olan Max ile uyumlu bir birliktelik kurmuş durumda.
AFGANLAR STRES ATTI - 17/Mart/2002
Afganistan'ın başkenti Kandahar'ın 24 kilometre kuzeyinde bulunan Arghandab
bölgesi dün düzenlenen köpek dövüşlerine sahne oldu. Taliban yönetimi sırasında
yasaklanan köpek dövüşleri yeniden "start" alınca Afganlar bu günü
adeta kutlamaya dönüştürdü. Çiftler halinde arenaya çıkarılan köpeklerden ancak
biri hayatta kalıncaya kadar dövüş devam ediyor. Bahisçiler ise yarışı zevk
alarak izliyor.
SARIKIZ'ı ARATTILAR - 15/Mart/2002
Ahır sakinlerinden Sarıkız'a Laetitia Casta muamelesi yapan bir milletin mensubu
olarak çok da şaşırmamak lazım belki. Ama eşek ve ineklerin erkeklerimiz üzerinde
nasıl tahrik edici bir güçleri olduğunu, yıllardır çıkan üçüncü sayfa haberlerinden
kanıksamışız galiba. Uygulamanın köpekli çeşidi ise beni hakikaten çok fena
yaptı.
İzmir'de Sokak Hayvanlarını Kurtarma ve Yaşatma Derneği'nin yaptırdığı barınaktaki
6 köpek tecavüze uğramış. Yani birtakım "insanlar" barınağa girip
köpeklere tecavüz etmişler. Üç köpek ölmüş, üç köpek ise ameliyat edilerek toparlanmaya
çalışılıyormuş.
Nasıl bir ruh hasarıdır insana bunu yaptıran, nasıl bir zavallılıktır, anlamak
mümkün değil. Acaba bir yerlerden "doggie style" diye bir şey duymuş
ve pozisyonu ilk elden denemek istemiş olabilirler mi diye mevzunun ağırlığını
dağıtmaya çalışacağım ama içim kaldırmıyor. Bunun yanında Sarıkız vakaları bile
makul, mantıklı geliyor!
DOĞA
ve HAYVAN DOSTLARI BULUŞTU - 14/Mart/2002
13. Uluslararası Çiçekçilik, Bahçe ve Bahçe Ekipmanları Fuarı ve 7. Uluslararası
Evcil Hayvanlar Fuarı, CNR Uluslararası Fuar Merkezi'nde başladı. Fuarda en
çok ilgiyi Bulgaristan'dan getirilen 120 kiloluk Kafkas çoban köpeği gördü.
Tavuskuşunun çifti 350 milyon liradan satışa sunulurken, taçlı turna çifti için
2 bin dolar, yavru Kafkas çoban köpeği için 1500 dolar, köpekbalığı yavrusu
için de 1450 dolar istendi. Mamadan tasmaya, fideden tohuma, saksıdan çim biçme
makinesine, akvaryumdan kedi kumuna kadar 374 ürünün sergilendiği fuar, 17 Mart'a
kadar açık.
NORVEÇLİ
"GÜZEL" SÜPRİZ BİRİNCİ - 12/Mart/2002
Britanya'nın geleneklerinden biri olmuş 111 yıllık "Köpek Şov"unda,
bu yıl ilk kez Avrupalı bir köpek taç giydi! Yarışmaya Norveç'ten katılan üç
yaşındaki kaniş cinsi "King", 21 bin rakibini geride bıraktı. Geleneksel
yarışmada dev danualarla minicik süs köpekleri aynı podyumda birincilik için
boy gösterdi.
SARIYER
BELEDİYESİ GENE SORUMLU TUTULUYOR - 10/Mart/2002
Sarıyer'de bir haftada iki evcil köpek, zehirlenerek öldü. Ölüm şekilleri, iki
yıl öncesine kadar belediyenin "striknin" ile zehirlediği köpeklerle
aynıydı. Belediye yetkilileri ise iddiaları reddetti.
Sahipleri, gözündeki benek nedeniyle Dalmaçyalı cinsi köpeklerine "Korsan"
adını vermiş. Korsan, sekiz yıl önce Meral Gündoğdu'nun ellerine doğdu. Annesinin
emzirememesi nedeniyle biberonla beslendi. Ailenin çocuklarıyla birlikte büyüdü.
Kapıya gelenleri ilk karşılayan, babanın koltuğunu kapma savaşı veren, mutfaktan
yemek aşıran bir neşe kaynağıydı Korsan, Gündoğdu ailesi için. Ancak ailenin
hayvan sevgisi çoğu zaman anlaşılamadı. Ortaköy'de oturdukları sitede Korsan
istenmedi. Komşuları tarafından zehirlendi, son anda kurtarıldı. Aile başka
eve taşındı. 2 Mart 2002 Cumartesi günü Gündoğdu ailesi tatildeydi. Bakıcısı
Korsan'ı Tarabya'da oturdukları site dışına gezdirmeye çıkardı. Kısa bir gezintinin
ardından Korsan kıvranmaya başladı. Hemen veterinere götürülen Korsan, şiddetli
kasılmalar sonucunda, kısa sürede can verdi.
Veteriner Hekim Hasan Bulut, raporunda Korsan'ın ölümünün, "striknin"
zehirlenmesinin yol açtığı ölümlerle aynı olduğunu belirtti. Bulut, "Türkiye'de
uzun süre köpekler striknin ile zehirlendi. Şiddetli toksik etkiye sahip bu
ilaç, yollara ve parklara dökülerek hayvanlar katledildi. Köpekler Korsan gibi
aşırı kasılmaya kalp kasının dayanamaması sonucu öldü" diye konuştu.
Bir hafta önce bir evcil köpeğin daha Sarıyer'de aynı şekilde öldüğünü söyleyen
Bulut, "Bu zehirin kullanılması insanlar için de büyük tehlike" dedi.
Korsan'ın sahibi Meral Gündoğdu, "striknin"i insanların şahsen ithal
edemediğini belirterek Sarıyer Belediyesi'ni suçladı ve "Hayvan hakları
yasası hemen çıkmalı. Eğer bir kanun olsa dava açma hakkımız olurdu" dedi.
Sarıyer Belediyesi Veteriner Müdürü Hüsnü Zaimoğlu ise iki yıldır sokak hayvanlarının
zehirlenmediğini belirterek, "Daha önceleri striknin kullanılıyordu. Ancak
belediye şahısların yaptıkları zehirlemelerden de sorumlu tutuluyor" diye
konuştu.
İŞGÜZAR
MEMUR ŞANSLI'ya KIYDI - 09/Mart/2002
Uzaktan bakıp, "kuduz" diyen memur Şanslı'yı öldürdü. Sahibinden de
90 dolar iğne parası istedi. Türkiye'nin ilk kadın futbol hakemi Ayten Akçer'in
22 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlu Serdar Akçer, Ataevler Mahallesi'nin
parkında önceki akşam hayatının en acı anlarından birini yaşadı...
Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Serdar Akçer, önceki
akşam, gözü gibi baktığı "Şanslı" adlı 2 yaşındaki Kangal-St.Bernard
kırması köpeğiyle parka gezintiye çıktı. Şanslı'nın tuvalet ihtiyacını gördüren
Akçer, parka girdikten birkaç dakika sonra karşısında Nilüfer Belediyesi'nin
Köpek İtlaf ekiplerini gördü. Ancak buna aldırmadı. Çünkü bütün iğneleri yapılmış
ve kimlik kartı bulunan Şanslı oldukça sağlıklı bir köpekti, üstelik sahibi
de yanındaydı. Ancak Akçer, her zaman yaptığı gibi köpeğinin tasmasını çözer
çözmez hiç ummadığı bir olayla karşılaştı. Çünkü, itlaf ekibine ait kamyonetin
şoför mahallinde oturan görevlisi, araçtan inmeye bile gerek görmeden zehir
dolu tüfeğini Şanslı'ya doğrulttu ve gözünü kırpmadan tetiğe bastı. Üniversiteli
genç, can çekişen köpeğini hemen otomobiliyle Uludağ Üniversitesi Veteriner
Kliniği Acil Servisi'ne götürmek isterken; belediye memuru yakasına yapışıp
90 dolar iğne parası istedi.
Görevlilere aldırış etmeyen Akçer, Şanslı'yı acil servise getirdiğinde veteriner
hekimin yapacağı bir şey kalmamıştı. Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey,
olaydan çok büyük üzüntü duyduğunu belirterek, "Görevliler hakkında soruşturma
başlattım" diye konuştu.
KÖPEK GETİRENE 1 MİLYON - 09/Mart/2002
Diyarbakır'da başıboş kedi ve köpeklerin artması üzerine, Büyükşehir Belediyesi
ekipleri kent merkezinde köpek avı başlattı. Tüfekle vurularak bayıltılan köpekler,
kent dışında kurulan hayvan ıslah merkezinde bakım altına alınıyor. Belediye
ayrıca başıboş köpekleri getirene 1 milyon lira ödül vereceğini açıkladı.
Kent merkezinde özellikle akşam saatlerinde başıboş dolaşan köpeklerin artması
ve vatandaşların şikayetlerini değerlendiren Büyükşehir belediyesi, Şanlıurfa
Karayolu üzerinde 10 bölümden oluşan hayvan ıslah merkezi kurdu. Veteriner ve
Gıda Kontrol Şube Müdürlüğü'nce oluşturulan 7 kişilik ekip, kent merkezindeki
cadde ve sokaklarda köpek avına çıktı. Köpek toplayıcıları, vatandaşların şaşkın
bakışları arasında cadde ve kaldırımlarda dolaşan köpekleri tüfekle vurarak
bayılttıktan sonra kamyonet kasasında kent dışındaki merkeze götürüyor. Hayvan
ıslah merkezindeki özel bölümlere yerleştirilen köpeklerin tüm bakımları yapılıyor.
Bazı köpekler eli tüfekli belediye personelinden kurtulabilmek için her yolu
denedi. Otomobillerin altına saklanan, ihata duvarlarından atlayarak evlerin
bahçelerine saklanan köpekleri toplamak için belediye ekipleri yoğun çaba harcadı.
Büyükşehir Belediyesi Veteriner ve Gıda Kontrol Şube Müdürü Nedim Yaşlı, kent
merkezinde başıboş yaklaşık 250 köpek belirlediklerini belirterek şöyle dedi:
"Kent merkezinde başıboş dolaşan kedi ve köpekler özellikle çocuklarla
içiçe.Bir çok hastalık saçan bu köpekleri tüfekle vurup bayılttıktan sonra ıslah
merkezinde bakıma alıyoruz. Her türlü tedavileri yapılan kedi ve köpekleri özellikle
köylerden istek olması halinde ücretsiz veriyoruz. Kedi ve köpeklerin kent merkezinden
toplanmasının maliyetinin oldukça yüksek. Bize diğer kamu kurum ve kuruluşların
da maddi, manevi destek vermesini bekliyoruz. Ayrıca başıboş köpekleri yakalayıp
getirecek olanlara 1'er milyon lira ödül vereceğiz."
KÖPEK İTLAFINA TEPKİ - 07/Mart/2002
Bodrum'un Yalıkavak beldesinde köpeklerin zehirli kıymalarla öldürülmesine tepki
gösteren hayvanseverler, belediyeyi basınca, DYP'li Başkan Celal Yıldızhan arka
kapıdan kaçtı. Köpeklerin öldürülmesini protesto için 35 hayvansever, yanlarında
25 köpekle topluca belediye binasına geldi ve başkan Celal Yıldızhan ile görüşmek
istedi. Göstericiler içeri alınmazken Yıldızhan, arka kapıdan gitti. Hayvanseverler
köpeklerin öldürülmesinden belediyeyi sorumlu tuttu, Yıldızhan ise iddiaları
reddetti.
PITBULL VAHŞETİ - 06/Mart/2002
Antalya'da Pitbull cinsi bir köpek, 14 yaşındaki Buse'nin minik kanişini parçalayıp
öldürdü.
Başta Brezilya olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde beslenmesi yasaklanan
"Pitbull" cinsi köpeklerden biri, Antalya'da dehşet saçtı. Lise öğrencisi
14 yaşındaki Buse Gözaçan'ın gezdirirken bir ara bıraktığı kaniş cinsi köpeği
"Meks", girdiği bahçede uzunca bir zincire bağlı "Haydut adlı
"Pitbull" tarafından parçalandı.
Sahibi ifade verdi.
Köpeğinin ölmesiyle şoka giren Buse Gözaçan gözyaşlarına boğulurken, babası
Çetin Gözaçan "Pitbull" köpeğin sahibi Mehmet Batır hakkında dava
açacağını söyledi. Çetin Gözaçan'ın şikayeti üzerine karakolda ifade veren Mehmet
Batır ise evine iki kez hırsız girdiği için "Pitbull"u sürekli kapıya
zincirle bağladığını, olay sırasında da köpeğin bağlı olduğunu söyledi.
Asıl suçlu kim?
Olay üzerine "Pitbull mu, yoksa onu besleyen sahibi mi suçlu?" tartışması
başladı. Hayvanları Koruma Derneği Antalya Şubesi Başkanı Sevda Kıraç, "Bu
vahşetin suçlusu Pitbull'un sahibidir. Çünkü köpeğini yanlış yere bağlamış.
Bu cins köpekleri insanlardan uzak güvenli ve sağlam yerlere bağlamalıdır. Sahibinin
ihmalkarlığı var. Parçaladığı kaniş değil, bir çocuk da olabilirdi" dedi.
NARKOTİK
KÖPEĞİNE 14 MİLYARLIK VİLLA - 05/Mart/2002
Samsun Limanı'nın korunması amacıyla, Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Gölbaşı
Köpek Eğitim Merkezi'nde eğitilerek Samsun Gümrükler Muhafaza Başmüdürlüğü'ne
gönderilen narkotik madde dedektör köpeğine, 14 milyar lira harcanarak özel
ev yapıldı.
"Atsi" isimli 13 aylık özel eğitimli Alman kurt köpeği için yapılan
evde, özel mutfak, özel banyo, yemek yiyebileceği geniş bir alan ve yatak odası
bulunuyor. Atsi'nin eğiticisi olan Gümrük Muhafaza Memuru Ersan Dursun, "Burunları
çok iyi koku alan bu köpekler, tüm narkotik maddeleri kolayca bulabiliyor"
dedi.
İTHAL MAMA İLE BESLENİYOR
13 aylık olmasına rağmen et yemeyen Atsi, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü
tarafından çıkarılan ödenek sayesinde ithal mama yiyor. Atsi'nin değerinin 2
bin dolar olduğunu ve yurt dışında bu tür köpeklerin satış fiyatının çok daha
yüksek olduğunu söyleyen bakıcı Ersan Dursun, köpeğin koku alma özelliğini kaybetmemesi
için sık sık eğitime tabi tutulduğunu ifade etti.
Atsi için yaptırılan evin ödeneğinin, 2001 yılında Gümrükler Muhafaza Genel
Müdürlüğü tarafından çıkarıldığı belirtildi.
KÖPEK KAVGASINDA DÖRT KİŞİ HASTANELİK
- 05/Mart/2002
Erzincan'ın Çayırlı ilçesine bağlı Harmantepe köyünde, köpek yüzünden çıkan
kavgada, 1'i ağır 4 kişi yaralandı.
Daha önce defalarca köpek yüzünden kavga eden Mustafa Şişman ile köy korucusu
Zafer Gündüz, yine atışmaya başladı.
Çatışmaya dönüştü
Zafer Gündüz'ün evinin önünde başlayan tartışma, Mustafa Şişman'ın askerden
izne gelen kardeşi Muhammet Şişman'ın da karışmasıyla kavgaya dönüştü.
Kavga sırasında arabasının camları kırılan Zafer Gündüz, evindeki Kaleşnikofla
gelişi güzel ateş etmeye başladı.
Hayati tehlikesi var
Kavgada, olay yerinde tesadüfen bulunan Günay Çakar, Zafer Gündüz, Mustafa Şişman
ve Muhammet Şişman yaralandı. Yaralılardan, durumu ağır olan Günay Çakar'ın
hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi.
Soruşturma sürüyor.